English-Turkish translations for brother:

kardeş · erkek kardeş · ağabey · birader · abi · arkadaş · dost · birlik · enişte · kardeşlik · kardeşçe · bacanak · other translations

brother kardeş

Wait a minute, you and your brother are working together and nobody told me about that?

Bekle bir dakika sen ve kardeşin beraber çalışıyorsunuz ve kimse bunu bana söylemedi öyle mi?

I'm sorry, that's my brother.

Özür dilerim. O benim kardeşim.

Because he has killed my brother

Çünkü o benim erkek kardeşimi öldürdü.

Click to see more example sentences
brother erkek kardeş

So Mom left him, and she took me and my brother and sister with her.

Bu yüzden annem onu terk etti. Beni ve erkek ve kız kardeşimi yanına aldı.

He left with his brother and sister.

Erkek ve kız kardeşini terk etti.

Well, I had a brother.

Yani, erkek kardeşim vardı.

Click to see more example sentences
brother ağabey

But he's my brother. And I love him.

Ama o benim ağabeyim, ve onu seviyorum.

That's not her brother.

Bu, onun ağabeyi değil.

Is just like your brother.

O da, tıpkı ağabeyin gibi.

Click to see more example sentences
brother birader

What a beautiful woman, brother!

Ne güzel bir kadın, birader.

Hey, brother, wait.

Hey, birader, bekle.

She's yours, brother.

O senindir birader.

Click to see more example sentences
brother abi

Please forgive us, we are not even married... .why are you doing this brother?

Lütfen affet bizi, biz evli bile değiliz. Bize bunu neden yapıyorsun, abi?

But big brother, please tell me one thing.

Ama abi, lütfen bana bir şey söyle.ù

You know, brother, I looked everywhere for you.

Biliyor musun, abi, ben seni her yerde aradım.

Click to see more example sentences
brother arkadaş

You're like my best friend, but also like my brother.

Sen sanki benim en iyi arkadaşım ve ayrıca kardeşim gibisin.

I am your best friend and your war brother.

Ben senin en iyi arkadaşın ve savaş kardeşinim.

This is my brother, business partner, best friend, and tennis coach, Duncan.

Bu kardeşim, ortağım, en iyi arkadaşım ve tenis koçum Duncan.

Click to see more example sentences
brother dost

My best friend, a great brother, he does everything for us.

En iyi dostum, harika bir kardeş, bizim için her şeyi yapıyor.

Next time, brother, you and me.

Gelecek sefere dostum. Sen ve ben.

Hey, man, your brother

Hey dostum kardeşin

Click to see more example sentences
brother birlik

I know it's not perfect, but it's very important to me and to my brothers that we stay together.

Mükemmel değil biliyorum ama bu benim için çok önemli. Birlikte kalmamız kardeşlerim için de çok önemli.

Come on, man, let's do this together, like brothers.

Hadi be adamım, bunu birlikte yapalım, kardeşler gibi.

Together now, brother!

Şimdi birlikte, kardeşim.

Click to see more example sentences
brother enişte

Well, he's my brother-in-law, and he's part of my family.

Sonuçta benim eniştem ve o da bu ailenin bir parçası.

Brother-in-law, for your sake... .my sister has prayed a lot!

Enişte senin iyiliğin için, ablam çok dua etti.

Walter Jacobs' wife and brother-in-law died.

Walter Jacobs'un karısı ve eniştesi öldü.

Click to see more example sentences
brother kardeşlik

Got some kind of blood brothers out there?

Dışarıda bir çeşit kan kardeşliği mi var?

Dad, you remember Derek, my fraternity brother at Georgetown and a partner at the Defco group.

Baba, Derek'i hatırlarsın Georgetown'da kardeşlik cemiyetinden kardeşim ve ve Defco Grubunun bir ortağı.

Blood brothers, Carty.

Kan kardeşliği Carty.

Click to see more example sentences
brother kardeşçe

Is this brotherly concern?

Bu kardeşçe bir endişe mi?

Kind of brotherly love, right?

Kardeşçe sevgi, değil mi?

Brotherly love, a brotherly shove.

Kardeş sevgisiyle kardeşçe bir itme.

brother bacanak

I'm Pignose, and this is my brother-in-law, Scott.

Ben Pignose. Bu da benim bacanak, Scott.