English-Turkish translations for brown:

kahverengi · esmer · tenli · boz · kestane · other translations

brown kahverengi

I'll have the brown ones and those great big white ones and I'll have those over there.

Kahverengi olanlardan var Ve şu büyük harika beyazlardan da var ve şunlardan da var.

That's not coffee, that's brown water!

Bu kahve değil, kahverengi su!

What's that brown stuff?

Şu kahverengi şey de ne?

Click to see more example sentences
brown esmer

Go give him some brown sugar.

Ona biraz esmer şeker ver.

Cinnamon, brown sugar and holy water.

Tarçın, esmer şeker ve kutsal su.

No! That brown ain't mine, boss.

O esmer benim değil, patron.

Click to see more example sentences
brown tenli

She had long brown hair, thin, pale skin.

Uzun kahverengi saçları var zayıf, soluk tenli.

Brown skin and red eyes?

Esmer ten ve kızıl gözler!

Black eyes, brown skin.

Siyah gözler, esmer bir ten.

Click to see more example sentences
brown boz

The country is gray and brown and white and trees.

Kırlar boz ve kahverengi ve beyaz ve ağaçlar.

I see a brown bear!

Bir boz ayı görüyorum!

Buddy was a big brown bear.

Dostum, büyük bir boz ayıydı.

brown kestane

A beautiful chestnut brown.

Ne güzel kestane rengi.

Brown. Dark chestnut!

Kahverengi Koyu kestane

Not brown. It's maroon.

O kahverengi değil, kestane.