English-Turkish translations for bruise:

çürük · morluk · yara · bere · ezik · yaralamak · sıyrık · çizik · berelemek · ezmek · kırmak · other translations

bruise çürük

You know, Megan found bruises on his neck, internal bleeding, and a ruptured spleen.

Biliyorsun, Megan onun boynunda çürükler buldu kanama ve yırtılmış bir dalak.

A few cuts and bruises.

Birkaç kesik ve çürük.

Just a bruise.

Sadece bir çürük.

Click to see more example sentences
bruise morluk

Underneath the bruises and the handcuffs, you know what I saw?

O morlukların ve kelepçelerin altında ne gördüm biliyor musun?

No bruises, no broken bones.

Morluk yok, kırık kemik yok.

He sustained a broken rib and bruising to the neck, chest and torso.

Kırık bir kaburga kemiği ve boynunda, göğsünde ve gövdesinde morluklar vardı.

Click to see more example sentences
bruise yara

A broken leg and a few bruises.

Kırık bir bacak ve birkaç yara bere.

No broken bones, no bruises.

Kırık kemik yok, yara yok.

But this time without the bruises.

Ama bu sefer yara-bere olmadan.

Click to see more example sentences
bruise bere

A broken leg and a few bruises.

Kırık bir bacak ve birkaç yara bere.

But this time without the bruises.

Ama bu sefer yara-bere olmadan.

He comes home with bruises, Jed.

Eve yara bere içinde geliyor Jed.

Click to see more example sentences
bruise ezik

Just a little bruise.

Sadece küçük bir ezik.

It's only a bruise.

Bu sadece bir ezik.

He's got a few, nicks and bruises.

Bir kaç tane ezik ve çürük var.

Click to see more example sentences
bruise yaralamak

Cuts, bruises, and a broken wrist.

Kesikler, yaralar ve kırık bir bilek.

Minor cuts and bruises, hypothermia, alcohol poisoning.

Küçük kesik ve yaralar, hipotermia, alkol zehirlenmesi.

Same body position, same style, same bruises.

Ceset aynı pozisyonda aynı tarz ve aynı yaralar.

Click to see more example sentences
bruise sıyrık

There's also fresh abrasions and bruising on his knees.

Ayrıca dizlerinde taze sıyrıklar ve morluklar var.

It's just a few scrapes and bruises.

Sadece birkaç sıyrık ve çürük, Yogi.

'Cause I don't see any scrapes or bruises anywhere.

Çünkü ben herhangi bir sıyrık veya çizik göremiyorum.

Click to see more example sentences
bruise çizik

No other scratches or bruises.

Başka hiçbir çizik veya çürük yok.

She's covered in scratches and bruises.

Her tarafında çizikler ve çürükler var.

He's going to be okay just a few scrapes and bruises.

İyi olacak. Sadece bir kaç çürük ve çiziği var.

Click to see more example sentences
bruise berelemek

And we do need a physician for cuts and bruises.

Ve yara bereler için bize bir doktor lazım.

Bruising of the victim's wrists and ankles indicate that she was restrained.

Kurbanın el ve ayak bileklerinde bereler onun bağlanmış olduğunu gösteriyor.

But there's facial and tracheal bruising and other signs of strangulation.

Ancak yüzünde, soluk borusunda bereler ve diğer boğma işaretleri var.

Click to see more example sentences
bruise ezmek

Bruised, but not broken.

Ezildi, ama kırık yok.

Battered and bruised, maybe. But alive.

Ezilmiş, yaralı bereli belki, ama canlı.

It's just bruised and beat up andstupid and old like me.

Sadece ezildi ve morardı Benim gibi aptal ve yaşlı.

bruise kırmak

Couple cracked ribs and a big, disgusting bruise.

Birkaç tane kırılmış kaburgayla kocaman, iğrenç bir morluk.

His knuckles are bruised and some are broken.

Parmak eklemleri zedelenmiş ve bazıları da kırılmış.

Bruised eye, cracked bone.

Morarmış göz, kırılmış kemik.