English-Turkish translations for bump:

şişlik · darbe · çarpışmak, çarpışma · tümsek · şiş · vurmak, vuruş · çarpma · sarsıntı · çarpmak · küt · bulmak · temizlemek · other translations

bump şişlik

It was just a little bump.

Sadece ufak bir şişlik oldu.

Yeah, it's just a few bumps.

Evet, sadece bir kaç şişlik.

Just a little bump on the head.

Sadece kafasında küçük bir şişlik var.

Click to see more example sentences
bump darbe

It's just a tiny little bump, officer.

Bu sadece küçük bir darbe Memur bey.

And your hand is just bumps and bruises, right?

Ve ellerin de sadece darbeler ve çürükler. Değil mi?

So is there anything that you haven't told me about these bumps?

Yani bir şey var Bana söylemedim bu darbe hakkında?

Click to see more example sentences
bump çarpışmak, çarpışma

He bumped straight into me, Jade, bumped straight into me.

Doğrudan doğruya bana çarptı Jade, doğrudan bana çarptı.

No, she bumped into me.

Hayır, o bana çarptı.

Wasn't me, she bumped into me.

Ben değildim, o bana çarptı.

Click to see more example sentences
bump tümsek

It's a bump, that's all.

Bu bir tümsek, hepsi bu.

Speed bump, what does that mean?

Hız tümseği mi? Bu ne anlama geliyor?

Here we go. One more time. Little bump.

İşte, bir kere daha Küçük bir tümsek

Click to see more example sentences
bump şiş

It's just a little bump, Mom.

Sadece ufak bir şiş anne.

Just a bump.

Sadece bir şiş.

Little bump on your cheek there.

Yanağında küçük bir şiş var.

Click to see more example sentences
bump vurmak, vuruş

Family tradition one bump for every year.

Aile geleneği. Her seneye bir vuruş.

One more bump, that's it.

Bir vuruş daha, o kadar.

No. No more bumps, Chow.

Hayır, vuruş yok artık, Chow.

Click to see more example sentences
bump çarpma

Not even a bump in the kitchen, "Oops sorry," nothing.

Mutfakta bile bir çarpma, "Ayy pardon," hiçbir şey.

I'm Dr. Weiss, head bumping specialist.

Ben Dr. Weiss, Baş çarpma uzmanı.

bump sarsıntı

I'm afraid so, but it wasn't much, really just a slight bump.

Korkarım öyle. Ama pek de bir şey değil. Sadece hafif bir sarsıntı.

Uh, a slight bump, actually.

Ahh, hafif bir sarsıntı, aslında.

bump çarpmak

Okay, mom, always great bumping into you.

Tamam, anne, sana çarpmak her zaman harika.

Ladies and gentlemen, absolutely no bumping is allowed.

Bayanlar ve baylar, Birbirine çarpmak kesinlikle yasaktır.

bump küt

But underneath all of that bump-a-ta-bump mess, there is, in fact, a pattern.

Ama bütün bu küt-küt atışların altında aslında bir düzen vardır.

bump bulmak

I'll do the bumping, but find somebody else to grind.

Ben çarparım ama, ezmek için başka birini bul.

bump temizlemek

Bumping folk off, like Warren Johnstone.

Warren Johnstone gibi insanları temizlemek.