English-Turkish translations for bunch:

grup · sürü · avuç · demet · yığın · takım · gurup · deste · çete · toplanmak · düzine · salkım · tomar · other translations

bunch grup

I did something and a bunch of people were killed.

Ben bir şey yaptım. Bir grup insanı öldürdüm.

They're a keen and desperate bunch. Don't underestimate them.

Onlar zeki ve çaresiz bir grup insan. onları küçümseme.

You think Brennan made a deal with a bunch of fairies?

Sence Brennan bir grup peri ile anlaşma yaptı?

Click to see more example sentences
bunch sürü

Okay, listen, some guys came to me. They gave me a bunch of money.

Tamam, dinle; birkaç adam geldi, ve bana bir sürü para verdiler.

And my guy is out there risking his life for a bunch of stupid fish.

Ve benim dostum orada bir sürü aptal balık için hayatını riske atıyor!

Yeah, you got a bunch of messages.

Evet, bir sürü mesajın var. Teşekkürler.

Click to see more example sentences
bunch avuç

Because there is no island, just bunch of stories.

Çünkü orada ada filan yok, sadece bir avuç hikaye.

Nothing dude, just a bunch of stars.

Bir şey yok, ahbap. Bir avuç aptal yıldız.

Do we stay here, like a bunch of cowards?

Bir avuç korkak gibi burada kalalım?

Click to see more example sentences
bunch demet

Well, I want to bring her a big bunch of flowers.

Pekala, ben ona büyük bir demet çiçek götürmek istiyorum.

Will it win me a bunch more money?

Bana bir demet daha fazla para kazanır mı?

I'm a space captain, and you're a bunch of losers.

Ben bir uzay kaptanıyım, ve siz bir demet sefilsiniz.

Click to see more example sentences
bunch yığın

Hey, we bought a bunch of orange juice tonight.

Hey, bu akşam için bir yığın portakal suyu aldık.

Here's a bunch of guns.

İşte bir yığın silah.

A bunch of gangsters, and a pile of credits and jewelry, you say?

Bir grup ganster, bir yığın kredi ve mücevher mi vardı diyorsun?

Click to see more example sentences
bunch takım

Right now, we're a bunch of individuals with great powers and talents, but we're not a team.

Şu anda harika güçleri ve yetenekleri olan bir grup bireyiz ama daha bir takım değiliz.

I bought a whole bunch.

Bütün bir takım aldım.

Cash, girls. Bunch of other things.

Para, kızlar, diğer bir takım şeyler.

Click to see more example sentences
bunch gurup

We're just a bunch of boring doctors here.

Burada biz sadece bir gurup sıkıcı doktorlarız.

Just a bunch of women and old folks!

Yalnızca bir gurup kadın ve yaşlı halk.

What, like a bunch of ghosts?

Bir gurup hayalet gibi mi?

Click to see more example sentences
bunch deste

No, I got a bunch.

Hayır bir deste var.

Maybe a bunch of them.

Belki bir deste var.

It rained that morning and we found a bunch.

O sabah yağmur yağmıştı ve bir deste bulduk.

Click to see more example sentences
bunch çete

They're a greedy bunch.

Çok açgözlü bir çete.

That Calder bunch?

Calder çetesi mi?

Five gang members bunch of commuters.

Beş çete üyesi ve bir grup sivil.

Click to see more example sentences
bunch toplanmak

No bunching up, no stopping, not for anybody.

Toplanmak yok, hiç kimse için durmak yok,

I just got spooked by a bunch of furballs.

Sadece bir grup kürk topu tarafından korkutuldum.

Bunch of fucking knobs.

Bir grup kahrolası top.

bunch düzine

That man stuck me with quills! Bunches of them.

Bu adam bana tüyden kalemler attı! hem de düzinelerce

bunch salkım

Bunch of off-brand Oregon pinots.

Markasız Oregon pinot salkımı.

bunch tomar

Win a bunch of money.

Bir tomar para kazan.