English-Turkish translations for burden:

yük · ağırlık · sorumluluk · yük taşıma · külfet · sıkıntı · yüklemek · other translations

burden yük

These footprints were made either by a very heavy man or a man carrying a very heavy burden.

Bu ayak izleri aynı ağır adam tarafından ya da çok ağır bir yük taşıyan bir adam tarafından bırakıldı.

All that money would be a terrible burden.

O kadar para korkunç bir yük olurdu.

Why should you have to bear such a heavy burden?

Neden bu kadar ağır bir yük taşımak zorunda?

Click to see more example sentences
burden ağırlık

These footprints were made either by a very heavy man or a man carrying a very heavy burden.

Bu ayak izleri aynı ağır adam tarafından ya da çok ağır bir yük taşıyan bir adam tarafından bırakıldı.

You must be carrying a terrible burden and I know you're scared.

Çok ağır bir yük taşıyor olmalısın ve korktuğunu da biliyorum.

Every moment feels like a burden so heavy

Her saniye sanki bir yük gibi çok ağır

Click to see more example sentences
burden sorumluluk

But as a father and as a doctor I'm asking myself if this burden is not too heavy for Karol.

Ama hem bir baba, hemde bir doktor olarak kendime soruyorum: bu sorumluluk Karol için çok ağır değil mi?

It's a heavy burden

Bu ağır bir sorumluluk

Then we share this burden together, brothers.

O zaman bu sorumluluğu birlikte paylaşalım, kardeşlerim.

Click to see more example sentences
burden yük taşıma

You must be carrying a terrible burden and I know you're scared.

Çok ağır bir yük taşıyor olmalısın ve korktuğunu da biliyorum.

Master carries heavy burden.

Efendi ağır bir yük taşıyor.

Now she bears a secret burden.

Şimdiyse kız gizli bir yük taşıyor.

burden külfet

Is that still a burden?

Bu hala bir külfet mi?

Such a burden.

Tam bir külfet.

burden sıkıntı

This ugly leg is a big burden to me.

Bu çirkin ayak Benim için büyük bir sıkıntı.

What a burden!

Ne büyük sıkıntı!

burden yüklemek

We women bear heavy burdens.

Biz kadınlar ağır yükler taşıyoruz.