English-Turkish translations for burn:

yakmak · yanık · yanmak · yanıklar · yanıp kül olmak · yanma izi · yazmak · alev alev olmak · tutuşmak · other translations

burn yakmak

He's a child murderer that some parents from around here burned alive but then he came back.

O bir çocuk katili bazı aileler onu buralarda bir yerlerde canlı canlı yaktılar fakat sonra o geri geldi.

No, I need water and salt, plus ashes of burned leather, if available.

Hayır, bana su ve tuz lazım bir de varsa yakılmış deri külleri

Well, burn them tomorrow morning, Kay.

Öyleyse, onları yarın sabah yak, Kay.

Click to see more example sentences
burn yanık

It's just a burn, it's nothing serious.

Sadece bir yanık, ciddi bir şey değil.

Well, what kind of burn does that?

Ne çeşit bir yanık bunu yapar?

Honey, do you smell something burning?

Tatlım yanık kokusu alıyor musun?

Click to see more example sentences
burn yanmak

I mean, sodium burns yellow and carbon burns orange, just like that.

Yani, sodyum sarı yanar karbon ise turuncu, aynı bunun gibi.

For you, the fear is being burned alive.

Sizin için bu korku, diri diri yanmak.

Me I wanted to burn again.

Ben Ben yeniden yanmak istedim.

Click to see more example sentences
burn yanıklar

There's some interesting burns around the wound.

Yara etrafında bazı ilginç yanıklar var.

Second degree burns.

İkinci derece yanıklar.

The applications are endless surgical wounds, severe burns, ulcers.

Uygulama alanları sonsuz. Cerrahi yaralar, ciddi yanıklar, ülserler.

Click to see more example sentences
burn yanıp kül olmak

And the world will burn.

Ve dünya yanıp kül olacak.

Lavon, Fancie's almost burned to the ground and I lost almost all my money.

Lavon, Fancie yandı kül oldu ve ben de neredeyse bütün paramı kaybettim.

It burned down three days after Lina disappeared.

Lina kaybolduktan üç gün sonra yanıp kül oldu.

Click to see more example sentences
burn yanma izi

My burning heart shows me His traces

Yanan kalbim bana onun izlerini gösteriyor

My burning heart shows me His traces

Yanan kalbim bana onun izlerini gösteriyor

His face and fingerprints are burned and mangled.

Yüzü ve parmak izleri yanmış ve bozulmuş.

Click to see more example sentences
burn yazmak

But tonight, as long as this fire burns, summer is still ours.

Ama bu gece bu ateş yandığı sürece, yaz hâlâ bizim.

Burned my novel, wrote a shitty poem.

Romanımı yaktım, çok kötü bir şiir yazdım.

burn alev alev olmak

Nikki will burn.

Nikki alev olacak.

burn." Nikki will burn.

"Alev". Nikki alev olacak.

burn tutuşmak

How fast do the safety fuses burn?

Güvenlik fitilleri ne kadar hızlı tutuşur?