English-Turkish translations for burning:

yanan, yanma, yanıcı · yakıcı · yanık · ateşli · yakma · kızgın · other translations

burning yanan, yanma, yanıcı

Give her a sign or something, like a burning sheep walking through the middle of town.

Ona bir işaret gibi bir şey ver, şehrin ortasında yanarak dolaşan bir koyun gibi.

No, Rafe has a warm heart and a burning desire for true love.

Hayır, Rafe'in sıcak bir kalbi ve gerçek aşk için yanan bir arzusu var.

The "burning building, baby, bear, factory, jam" incident?

Yanan bina, bebek, ayı, fabrika, reçel vakası?

Click to see more example sentences
burning yakıcı

He's a child murderer that some parents from around here burned alive but then he came back.

O bir çocuk katili bazı aileler onu buralarda bir yerlerde canlı canlı yaktılar fakat sonra o geri geldi.

No, I need water and salt, plus ashes of burned leather, if available.

Hayır, bana su ve tuz lazım bir de varsa yakılmış deri külleri

Well, burn them tomorrow morning, Kay.

Öyleyse, onları yarın sabah yak, Kay.

Click to see more example sentences
burning yanık

It's just a burn, it's nothing serious.

Sadece bir yanık, ciddi bir şey değil.

Well, what kind of burn does that?

Ne çeşit bir yanık bunu yapar?

Honey, do you smell something burning?

Tatlım yanık kokusu alıyor musun?

Click to see more example sentences
burning ateşli

There's a fire burning somewhere.

Bir yerlerde yanan bir ateş var

It's still there like a flame burning inside me.

Hâlâ orada. İçimde yanan bir ateş gibi.

How can fire burn so hot?

Ateş nasıl bu kadar sıcak?

Click to see more example sentences
burning yakma

Careful you don't burn yourself on it now.

Dikkat et de kendini de yakma şimdi.

Maybe he tried to burn it.

Belki de onu yakmayı denedi.

Don't burn it, right?

Sakın yakma, tamam mı?

Click to see more example sentences
burning kızgın

Fire angry, forest burn for many days.

Ateş kızgın, orman çok günler yanmak.

Papa, angry people burn our home.

Baba, kızgın insanlar evimizi yakıyor.