English-Turkish translations for burrow:

oyuk · yuva · in · other translations

burrow oyuk

This cute, adorable, little burrowing owl.

Bu sevimli, küçük oyuk baykuşlarının.

It's a burrowing owl.

O bir oyuk baykuşu.

This water mole lives in a burrow.

Bu su köstebeği bir oyukta kalıyor.

Click to see more example sentences
burrow yuva

And an unlikely alliance, a fish and a shrimp that share a burrow.

Ve alışılmamış bir birlik. Bir balık ve karides aynı yuvayı paylaşıyor.

I found a burrow, Hazel.

Bir yuva buldum Hazel.

A burrowing aphid.

Yaprak biti yuvası.

burrow in

Emily Burrows, Councilwoman Bennett's chief of staff.

Emily Burrows meclis üyesi Bennett'in personel amiriyim.