English-Turkish translations for bust:

baskın · yakalamak · bozmak · fiyasko · kırmak · büst · basmak · patlatmak, patlamak · alem · other translations

bust baskın

Besides, you got yourself a nice big bust for you and the redhead.

Ayrıca, sen ve kızıl kafa için güzel ve büyük bir baskın yaptın.

Hey. The drug unit made a big bust today.

Uyuşturucu birliği, bugün büyük bir baskın yaptı.

I have a busted face, you are wearing a heart monitor, and I kissed you.

Ben bir baskın yüzü var, Eğer bir kalp monitörü giyiyor, ve ben seni öptüm.

Click to see more example sentences
bust yakalamak

We busted him two days ago.

Onu iki gün önce yakaladık.

So, Coleman caught Bronski and Fontana pocketing cash from drug busts.

Coleman, Bronski ve Fontana'yı uyuşturucu paketlerinden para alırken yakaladı.

We busted him, didn't we?

Onu yakaladık, değil mi?

Click to see more example sentences
bust bozmak

This stupid thing is busted.

Bu aptal şey bozulmuş.

Oh, yeah, that's busted again.

Evet, o yine bozuldu ya.

Who are you callin' busted, buster?

Sen kime "bozulmuş" diyorsun, bozuk?

Click to see more example sentences
bust fiyasko

This party is a bust.

Bu parti tam bir fiyasko.

It's a bust.

Bu bir fiyasko.

This dinner is a bust.

Akşam yemeği bir fiyasko.

Click to see more example sentences
bust kırmak

Busted radio, dead security officer, Wounded captain and him.

Kırılmış telsiz, ölü güvenlik subayı, yaralı kaptan ve o.

We got a busted gas line!

Kırılmış bir gaz hattımız var!

This trial is not about a busted headlight.

Bu dava kırılmış bir far için değil.

Click to see more example sentences
bust büst

Look, he's gonna find out sooner or later, and I'm gonna bust.

Bak, er ya da geç, ve ben büstü olacak bulmak olacak.

What do you mean, like bust?

Nasıl yani, bir büst gibi mi?

We found this unfinished bust at a blind artist's home.

Bu bitmemiş büstü kör bir sanatçının evinde bulduk.

Click to see more example sentences
bust basmak

A few hours ago, Nick and Officer Crawford busted a dealer on the Strip

Birkaç saat önce Nick ve Memur Crawford Strip üstünde bir torbacıyı bastı.

Detective Mackey and his team busted that gang a week ago.

Detektif Mackey ve takımı bu çeteyi bir hafta önce bastı.

Rainbow Randolph busted by feds in midtown Patsy's Bar.

Gökkuşağı Randolph federaller tarafından Patsy'nin Barı'nda basıldı.

Click to see more example sentences
bust patlatmak, patlamak

A busted light-bulb.

Patlamış bir ampül.

Your joystick's bust?

Joystick'in mi patladı?

To bust your ass, yeah.

Kıçını patlatmak mı, evet.

bust alem

Bust that you, me,

Alem bu Sen, ben