English-Turkish translations for busy:

meşgul · işi olmak · yoğun · meşgul olmak · meşgul etmek · kalabalık · hareketli · faal · işlek · other translations

busy meşgul

I know you're crazy busy, but there's something I need to say to you.

Çok meşgul olduğunu biliyorum, ama sana söylemem gereken bir şey var.

I know you're very busy.

Çok meşgul olduğunu biliyorum.

Everyone else was busy so, uh, they sent me.

Herkes çok meşguldü, onlar da beni gönderdi.

Click to see more example sentences
busy işi olmak

And if i don't buy it, someone else will And that will be very very bad for my business.

Ve eğer ben almazsam, başkası alacak ve bu da benim işim için çok kötü olacak.

Give me a week, and we'll be back in business.

Bana bir hafta ver işlere geri dönmüş oluruz.

He'll be ready to talk business then.

O zaman konuşmak için hazır olacak

Click to see more example sentences
busy yoğun

That means we're going to be very busy the next few weeks.

Bu demek oluyor ki gelecek birkaç hafta çok yoğun olacağız.

I have a very busy day.

Gerçekten çok yoğun bir gün.

Yeah, just a busy day ahead, you know?

Evet, sadece yoğun bir gün beni bekliyor.

Click to see more example sentences
busy meşgul olmak

I know you're crazy busy, but there's something I need to say to you.

Çok meşgul olduğunu biliyorum, ama sana söylemem gereken bir şey var.

I can't right now, I'm so busy right now.

Şu an olmaz ama çok meşgulüm. Ben de meşgulüm.

Well, I'm a very busy man.

Şey, oldukça meşgul bir adamım.

Click to see more example sentences
busy meşgul etmek

But at least it keeps me busy and most importantly, it keeps my mind away from him

Ama en azından beni meşgul ediyor ve en önemlisi de, aklımı ondan uzakta tutuyor.

All right. just keep him busy.

Tamam. Sen onu meşgul et.

Keep him busy.

Onu meşgul et.

Click to see more example sentences
busy kalabalık

It's a very busy place.

Çok kalabalık bir yer.

What a busy place.

Ne kalabalık bir yer.

Pretty busy for a Tuesday morning.

Bir salı sabah için oldukça kalabalık.

Click to see more example sentences
busy hareketli

It's a good business move.

Ne güzel bir ticari hareket.

New York is a very busy and noisy place.

New York çok hareketli ve gürültülü bir yer.

BURKE: Busy little creatures, huh?

Hareketli küçük yaratıklar, ha?

Click to see more example sentences
busy faal

A pair of cars for today's busy couple.

Bugünün faal çifti için bir çift araba

busy işlek

It's a busy hotel.

Burası işlek bir otel.