English-Turkish translations for but:

ama · oysa · fakat · ki · sadece · başka · -den başka · ancak · yine de · yalnızca, yalnız · hiç olmazsa · hariç · lakin · aksine · gene de · buna rağmen · itiraz · other translations

but ama

But it's not for me.

Ama bu benim için değil.

But not a good one.

Ama iyi bir şey değil.

But you know what we do have?

Ama, biz ne yapıyoruz biliyor musun?

Click to see more example sentences
but oysa

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

But he's like you and me.

Ama o seni ve beni seviyor.

But it's just not that good.

O kadar da iyi değil bence.

Click to see more example sentences
but fakat

But this is not me.

Fakat Bu ben değilim.

But that can't happen because a real man, What he wants is a real woman.

Fakat bu asla olamaz, çünkü gerçek bir erkeğin istediği gerçek bir kadındır.

And I'm I'm sorry, but I'm the mom.

Ama ben ben üzgünüm, fakat ben anneyim.

Click to see more example sentences
but ki

It's always gonna be "one last" something with you, but the truth is this is not your life now.

Seninle her zaman "son bir" şey olacak ama gerçek şu ki artık senin hayatın bu değil.

Yes, but you don't have anything.

Evet ama hiçbir şeyin yok ki.

But the problem is I don't just wanna be good.

Ama sorun şu ki ben iyi olmak istemiyorum.

Click to see more example sentences
but sadece

But it's not just that.

Sadece o değil ama.

Father, I'm really sorry, but could you just tell me how you got to those numbers, please?

Baba, ben, gerçekten çok üzgünüm ama sadece, bu numaraları var nasıl bana lütfen söyler misin?

Just be yourself but not too much.

Sadece kendin ol ama fazla değil.

Click to see more example sentences
but başka

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

But really is there anything else we could have done?

Ama gerçekten yapabileceğimiz başka bir şey var mıydı?

I'm working on that, but, uh, there's something else.

Onun üzerinde çalışıyorum ama başka bir şey daha var.

Click to see more example sentences
but -den başka

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

But really is there anything else we could have done?

Ama gerçekten yapabileceğimiz başka bir şey var mıydı?

Yeah, but then what happened was somebody else came in, so, yeah

Evet ama, bir şeyler oldu işte başka birisi geldi, yani

Click to see more example sentences
but ancak

Yes, but he isn't here right now.

Evet ama şu anda burada değil.

But this is not the way!

Ancak bunun yolu bu değil!

I wanna do something, but I'm the Chief now.

Bir şeyler yapmak istiyorum ama şu anda şef benim.

Click to see more example sentences
but yine de

I know it's hard for you, but it's hard for me too, and we still have to go.

Senin için zor olduğunu biliyorum, ama benim için de zor, ve yine de gitmeliyiz.

But he's still a white man.

Ama yine de beyaz bir adam.

But it's an important job.

Yine de önemli bir iş.

Click to see more example sentences
but yalnızca, yalnız

But it's not it's not just that.

Evet ama yalnız o da değil.

But it's not your job alone.

Ama bu yalnız senin işin değil.

Look, me too, but she's all alone.

Ben de öyle, ama o çok yalnız.

Click to see more example sentences
but hiç olmazsa

It couldn't have been easy, but you did it anyway, and for that, you deserve something special.

Hiç kolay olmadı ama yine de yaptın bunun için özel bir şey hak ediyorsun.

But then something weird happened. I will remember you

Ama sonra tuhaf bir şey oldu. Seni hiç unutmayacağım

Nobody really knows what happened, but everybody's got a theory.

Gerçekte ne olduğunu hiç kimse bilmiyor, ancak herkesin bir teorisi var.

Click to see more example sentences
but hariç

I think everything would be fine but you.

Bence, sen hariç her şey iyi olacak.

Why can I remember everything but you?

Neden sen hariç her şeyi hatırlıyorum?

Everyone seems to know me, but me. strange.

Herkes beni tanıyor gibi, ben hariç. Tuhaf.

Click to see more example sentences
but lakin

But that is not love, is it?

Lakin bu aşk değil öyle değil mi?

But this is for Henry.

Lakin bu Henry için.

But that wasn't possible.

Lakin bu mümkün değil.

Click to see more example sentences
but aksine

Right, but unlike you and Carmen, Dallas and I are actually in a relationship.

Tabii, ama Carmen ve senin aksine Dallas ve benim ilişkimiz gerçek.

But unlike you, I've never killed anyone.

Ama senin aksine, ben asla birini öldürmedim.

But unlike you, I did respect him.

Ama senin aksine ben ona saygı duyardım.

Click to see more example sentences
but gene de

It's just one night, but they want you back.

Sadece bir gece, ama gene de istiyorlar.

I just did you, but I'll go again.

Ben de daha şimdi yaptım ama gene yaparım.

But I still did them.

Ama gene de yaptım.

Click to see more example sentences
but buna rağmen

But the result is pretty good considering.

Ama buna rağmen sonuç oldukça iyi.

But I got involved in this nonsense despite my principles.

Ama ben prensiplerime rağmen bu saçma olaya dahil oldum.

But it all stops there, despite our six children.

Ama hepsi bu kadar işte, altı çocuğumuza rağmen.

Click to see more example sentences
but itiraz

I'm sorry, sir, but I cannot regard that as a serious objection.

Üzgünüm, efendim, ama bunu ciddi bir itiraz olarak kabul etmiyorum.

That's an odd objection, Mr. Gardner, but accurate.

Bu tuhaf bir itiraz oldu Bay Gardner, ama doğruydu.

But there was another objection.

Ancak, başka bir itiraz daha vardı:

Click to see more example sentences