English-Turkish translations for button:

düğme · tuş · düğmelemek · buton · rozet · anahtar · sayı · other translations

button düğme

Just press this green button, send a little shock through him and it'll wake him up, okay?

Sadece, bu yeşil düğmeye basın biraz şok gönderin yardımıyla ve uyanacağım onu, tamam mı?

You know, that button looks very familiar.

Biliyor musunuz, bu düğme tanıdık geliyor.

You wanted a big red button.

Büyük kırmızı bir düğme istemiştin.

Click to see more example sentences
button tuş

Yes, but it isn't just a button.

Evet, ama o sadece bir tuş.

Just press the damn button, you asshole.

Bas şu lanet tuşa, seni adi herif.

Okay, then a panic button.

Tamam o halde, panik tuşu.

Click to see more example sentences
button düğmelemek

Benjamin, you know something about the buttons?

Benjamin, düğmeler hakkında bir şey biliyor musun?

Black shirt, silver buttons, black pants.

Siyah gömlek, gümüş düğmeler, siyah pantolon.

From a qualified pilot or a monkey pushing buttons?

Nitelikli bir pilota mı, ya da düğmeler basan bir maymuna mı?

Click to see more example sentences
button buton

But whatever you do, don't touch that button!

Fakat ne olursa olsun o butona dokunma!

It's a panic button.

Bu bir panik butonu.

No. Especially this red button.

Özellikle şu kırmızı butona..

Click to see more example sentences
button rozet

Hey, Don, can I have one of those buttons?

Hey, Don. O rozetlerden bir tane alabilir miyim?

George Washington's campaign buttons.

George Washington'un Kampanya Rozetleri.

A Ban-the-Bomb button.

Bombayı Yasakla rozeti.

button anahtar

There's a button and a switch for everything.

Burada bir tuş ve anahtar var, her şey için.

button sayı

With numbers and buttons.

Sayılar ve tuşlar da var.