buys

And if i don't buy it, someone else will And that will be very very bad for my business.

Ve eğer ben almazsam, başkası alacak ve bu da benim işim için çok kötü olacak.

Because there are people out there who buy things, people like you and me, and something happened

Çünkü dışarıda bir şeyler satın alan insanlar var. Seninle ben gibi. Bir şey oldu.

Listen. Tomorrow, I'm gonna need some money because I'd like to buy you something.

Dinle, yarın biraz paraya ihtiyacım olacak çünkü sana bir şeyler almak istiyorum.

Who knows, maybe one day I'll come back and buy it from you.

Kim bilir, belki bir gün geri dönerim ve onu senden satın alırım.

That's okay, but, seriously, could you at least buy me a drink first next time?

Sorun değil ama bir dahaki sefere en azından bir içki ısmarla önce.

You're buying me coffee, which means either, A, you're into me, or, B, you want something.

Bana kahve ısmarlıyorsun ki, bunun da anlamı "A"bana hastasın ya da" B" bir şey istiyorsun.

That's why your dad and I always pay cash, and we never buy anything new.

Bu yüzden baban ve ben her zaman nakit öderiz ve hiç yeni bir şey almayız.

Yeah, maybe enough to buy a new car, and then what?

Evet, belki yeni bir araba için yeterli, peki ya sonra?

One wants to buy you a suit another one sent money, and another one wants money.

Biri sana takım elbise almak istiyor. Bir başkası para yollamış ve bir başkası para istiyor.

Buy yourself something nice with it, okay?

Kendine güzel bir şeyler al tamam mı?