English-Turkish translations for call:

aramak · demek · adlı · çağrılmak, çağırmak · telefon · arama · çağrı · söylemek · isimlendirmek, isimli · ihtiyaç · ses, seslenmek · telefonla aramak · görüşme · telefon etmek · davet · ziyaret · telefonda konuşmak · hitap etmek · davet etmek · çağırma · ihbar · bağırmak, bağırış · talep etme · uyandırmak · seslenme · telefonda konuşma · çığlık · lakap takmak · çevirmek · bağırma · uğramak · ötüş · other translations

call aramak

Oh, hey, give me a call if you need anything at all, okay?

Oh, hey, bir şeye ihtiyacın olursa beni ara, tamam mı?

And then give me a call.

Ve o zaman beni ara.

If you need anything, you just call.

Eğer bir şeye ihtiyacın olursa, ara yeter.

Click to see more example sentences
call demek

No, no, I don't mean to call you "someone like you" because you're nothing like something like someone like you.

Hayır, hayır, "senin gibi biri" demek istemedim çünkü sen senin gibi biri gibi bir şey değilsin.

Why do you always call him "sir"?

Neden ona hep böyle efendim diyorsun?

Hey, at least he's not calling him "Kyle", know what I mean?

En azından onu Kyle çağırıyor değildir. Ne demek istediğimi biliyor musun?

Click to see more example sentences
call adlı

There's a man called the Doctor.

Doktor adında bir adam var.

I'm calling for Mr. King.

Bay Kral adına arıyorum.

A little state called Florida.

Florida adında küçük bir eyalet.

Click to see more example sentences
call çağrılmak, çağırmak

That's why he called me.

Bu yüzden beni çağırdı.

Called you too, huh?

Seni de çağırdı, ha?

Call somebody, damn it!

Birini çağır, lanet olsun!

Click to see more example sentences
call telefon

I called that number she gave me, but But it wasn't a phone number, right?

Bana verdiği numarayı aradım, ama ama bir telefon numarası değildi, öyle mi?

He called me yesterday to say everything was ready, but Ronnie caught me on the phone.

Dün, her şey hazır demek için beni aradı. Ama Ronnie beni telefonda yakaladı.

I got a call yesterday.

Dün bir telefon aldım.

Click to see more example sentences
call arama

Well, if you need anything else don't call me.

Başka bir şeye ihtiyacın olursa beni arama.

No, and don't call her.

Hayır, ve onu arama.

Please don't call here anymore.

Lütfen artık beni arama.

Click to see more example sentences
call çağrı

Hey, listen, if you think of anything, just give me a call, all right?

Hey, dinle Eğer bir şey düşünüyorsanız, bana, bir çağrı vermek tamam mı?

Call came in about an hour ago.

Çağrı bir saat kadar önce geldi.

Okay, but hold the other calls.

Tamam, ama diğer çağrıları tut.

Click to see more example sentences
call söylemek

Just call me and tell me that you're okay.

Sadece, beni ara ve iyi olduğunu söyle.

Tell her I'll call her tonight.

Tamam, söyle, onu bu gece arayacağım.

Then call, tell me I'm not crazy.

O zaman, deli olmadığımı söyle bana.

Click to see more example sentences
call isimlendirmek, isimli

They called him "Doc", but I don't know his real name.

Ona "Doc" derlerdi, ama ben onun gerçek ismini bilmiyorum.

Steve and Tony took me out to this awesome bar called George Ultra Lounge.

Steve ve Tony beni George Ultra Lounge isimli müthiş bir bara götürdüler.

At a place called Grand.

Grand isminde bir yer.

Click to see more example sentences
call ihtiyaç

Oh, hey, give me a call if you need anything at all, okay?

Oh, hey, bir şeye ihtiyacın olursa beni ara, tamam mı?

Call me if you need me, okay?

Bana ihtiyacın olursa ara, tamam mı?

Well, if you need anything else don't call me.

Başka bir şeye ihtiyacın olursa beni arama.

Click to see more example sentences
call ses, seslenmek

A couple of days ago, this kid came in, he called me "miss.

Birkaç gün önce, o çocuk geldi ve bana "bayan," diye seslendi.

Whoever calls may sound like her but it's not gonna be her.

Arayan her kimse onun sesi gibi olabilir Fakat bu o olmayacak.

No, but he called him lieutenant Cameron.

Hayır, ama ona Teğmen Cameron diye seslendi.

Click to see more example sentences
call telefonla aramak

Looking for another place to make the call.

Telefon etmek için başka bir yer arıyor.

Here. Call her right now.

İşte telefon, ara onu hemen.

Hand me the phone. Who's calling?

Telefonu ver bana, kim arıyor?

Click to see more example sentences
call görüşme

It's a very important call, doctor.

Çok önemli bir görüşme, doktor.

Believe me, it wasn't an easy call.

İnanın bana, kolay bir görüşme değildi.

No, dear, it's not a personal call.

Hayır canım, özel bir görüşme değil.

Click to see more example sentences
call telefon etmek

At least let me make a phone call, man.

En azından, bir telefon etmeme izin verin.

Just a phone call, is it that hard?

Bir telefon etmek o kadar zor mu?

But eight days, Jack, and not even a phone call.

Ama sekiz gün oldu Jack, bir telefon bile etmedin.

Click to see more example sentences
call davet

Alan called me a few days ago and invited me to wedding.

Alan birkaç gün önce beni aradı ve düğüne davet etti.

I'm calling to invite you to a spontaneous date night tomorrow evening.

Seni yarın akşam spontane bir randevuya davet etmek için aradım.

It's a big call, Mick.

Bu büyük bir davet, Mick.

Click to see more example sentences
call ziyaret

Actually, this is a business call.

Aslında, bu bir ziyareti.

Even worse, Chief Engineer Logan is coming up, and he's not paying a courtesy call.

Daha da kötüsü, Şef Mühendis Logan yukarı geliyor, ve bu, bir nezaket ziyareti de değil.

This isn't a social call, Old Man.

Bu bir sosyal ziyaret değil, İhtiyar Adam.

Click to see more example sentences
call telefonda konuşmak

This is a very important phone call.

Bu çok önemli bir telefon konuşması.

There was only one phone call made last night.

Dün gece sadece bir telefon konuşması yapılmış.

I'm gonna I'm gonna make a quick phone call, okay?

Ben gidip bir telefon konuşması yapacağım, tamam mı?

Click to see more example sentences
call hitap etmek

Please Please don't call me that

Lütfen. Bana öyle hitap etme.

Okay, don't ever call me that again.

Tamam, sakın bana bir daha böyle hitap etme.

Yeah, don't call him that.

Evet, ona öyle hitap etme.

Click to see more example sentences
call davet etmek

Alan called me a few days ago and invited me to wedding.

Alan birkaç gün önce beni aradı ve düğüne davet etti.

I've called to invite you for it.

Seni de davet etmek için aramıştım.

Then Barbra Streisand called and invited us to a pool party.

Sonra Barbra Streisand aradı ve bizi bir havuz partisine davet etti.

Click to see more example sentences
call çağırma

Do me a favor. Don't call him over here.

Bana bir iyilik yap ve onu buraya çağırma.

Not long enough. And don't call me "lieutenant.

Yeteri kadar uzun değil. ve beni Teğmen diye çağırma.

I have an important seminar tomorrow, so don't call me unnecessarily.

Yarın önemli bir seminerim var, o yüzden beni gereksiz yere asla çağırma.

Click to see more example sentences
call ihbar

One night I got a call.

Bir gece bir ihbar aldım.

One night we get a call.

Bir gece bir ihbar aldık.

There was an anonymous phone call.

İsimsiz bir telefon ihbarı vardı.

Click to see more example sentences
call bağırmak, bağırış

You only call to yell at me, just like always.

Beni sadece bağırmak için aradın, her zaman olduğu gibi.

She usually just yells at me, calls me names, like army, camo turkey.

Genellikle sadece bana bağırıyor. Asker, kamuflajlı hindi gibi lakaplar takıyor.

Is that Gourvitch calling?

O bağıran Gurviç miydi?

Click to see more example sentences
call talep etme

She called me and requested a meeting

Beni aradı ve bir görüşme talep etti.

We're calling an emergency lodge meeting and Arnold will be there.

Acil bir konsey toplantısı talep ettik ve Arnold da orada olacak.

Lauren, call up the ops center. Request immediate backup.

Lauren operasyon merkezini ara acil destek talep et!

Click to see more example sentences
call uyandırmak

But then one night, we got a big wake-Up call.

Ama bir gece, büyük bir uyanış çağrısı aldık.

This is our wake-up call.

Bu bizim uyanış çağrımız

OK, listen up, people, wake-up call!

Tamam, dinleyin millet. Uyanış çağrısı!

Click to see more example sentences
call seslenme

Stop calling me that. My name is Marty. Well

Bana böyle seslenmeyi kes, benim adım Marty.

This french kid keeps calling me names.

Bu Fransız çocuk bana seslenmeye devam ediyor.

Don't call me Jo Jo.

Bana Jo Jo diye seslenme.

Click to see more example sentences
call telefonda konuşma

Last Night.. those phone calls.

Dün Gece. . O telefon konuşmaları.

Phone calls and letters are monitored.

Telefon konuşmaları ve mektuplar takip altında.

She's making suspicious phone calls.

Şüpheli telefon konuşmaları yapıyor.

Click to see more example sentences
call çığlık

Old man Wilson called again, screaming about his space man.

Yaşlı adam Wilson tekrar aradı, uzaylı adam hakkında çığlıklar atıyordu.

Did you hear anything, any call for help, or scream?

Hiç bir şey duydunuz mu, yardım çağrısı, ya da bir çığlık?

It's this movie called The Silver Scream.

"Gümüş Çığlık" denen bir film için.

Click to see more example sentences
call lakap takmak

She usually just yells at me, calls me names, like army, camo turkey.

Genellikle sadece bana bağırıyor. Asker, kamuflajlı hindi gibi lakaplar takıyor.

Name-calling is a kind of abuse.

Lakap takmak da bir çeşit taciz.

Well, name-calling is a kind of abuse.

Lakap takmak da bir çeşit taciz. Haklısınız.

call çevirmek

Now,it's called G OlL,a brand-new, environmentally friendly motor oil.

Evet. G-yağı deniyor. Çevre dostu yepyeni bir motor yağı.

Dial my number, call me.

Numaramı çevir, beni ara.

call bağırma

Because I call that yelling.

Çünkü ben buna bağırma derim.

I'm going to call until you answer, and then I'm going to yell.

Ben kadar cevap aramak için gidiyorum, ve sonra ben bağırmaya gidiyorum.

call uğramak

Yes, I'll call tonight or come by.

Evet, bu gece ararım, ya da uğrarım.

I called at Sparkhouse this afternoon.

Bu öğleden sonra Sparkhouse'a uğradım.

call ötüş

Among these new plants, the birds are flourishing, and their calls form an ever-present chorus.

Bu yeni bitkilerin arasında, kuşlar gelişmekte, ve onların ötüşleri de sanki bir koro oluşturuyor.