English-Turkish translations for calm:

sakinleştirmek, sakin, sakinleşmek · rahat · huzur, huzurlu · durgun · soğukkanlı · yatıştırmak · öldürmek · sakinlik · açık · soğuk · rahatlatmak · sükunet · dingin · dinginlik · other translations

calm sakinleştirmek, sakin, sakinleşmek

Ladies and gentlemen, please calm down.

Bayanlar ve baylar, lütfen sakin olun.

Well everybody calm down, okay?

Herkes bir sakin olsun tamam mı?

Hey, calm down, Buddy. Hey.

Hey, sakin ol dostum.

Click to see more example sentences
calm rahat

Just relax and calm down.

Sadece rahatla ve sakin ol.

Relax and calm down.

Rahatla ve sakin ol.

Calm down, just relax.

Sakin ol, sadece rahatla.

Click to see more example sentences
calm huzur, huzurlu

It will build an indestructible home for all people, a peaceful and calm world for all children.

Tüm çocuklar için huzurlu ve sakin bir dünya ve herkes için, dayanıklı bir ev inşa edilecek.

All the world is calm and peaceful

Tüm dünya sakin ve huzur dolu

Calm and peaceful.

Sakin ve huzurlu.

Click to see more example sentences
calm durgun

Quite normal, calm sober.

Çok normal, sakin durgun.

We know the ferropodous needs A calm chemical environment In which to fully gestate.

Gebeliğinin tamamlanması için ferropodousun durgun bir kimyasal ortama ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

Search and rescue durring calm water is no problem

Arama ve kurtarma durgun suda sorun değildir.

Click to see more example sentences
calm soğukkanlı

A leader must remain cool and calm.

Bir lider sakin ve soğukkanlı olmalıdır.

Alphonse, tomorrow, things must remain calm, keep your composure.

Alphonse yarın, işler sakin olmalı, soğukkanlılığını korumalısın.

Calmly, good Laertes.

Soğukkanlı ol, Laertes.

calm yatıştırmak

Why don't you enjoy a cup of calming jasmine tea?

Neden bir fincan yatıştırıcı yasemin çayı içmiyorsunuz ki?

Lavender tea, please, to calm my nerves.

Lavanta çayı lütfen. Sinirlerimi yatıştırmak için.

I added a calming sedative.

Biraz da yatıştırıcı ekledim.

calm öldürmek

Calm down, nobody is dead, okay?

Sakin ol. Kimse ölmedi, tamam mı?

Mam please, calm down. Mrs. Desrochelles didn't suffer, she died immediately.

Anne lütfen, sakin ol Bayan Desrochelles acı çekmedi, hemen öldü

POW's were murdered in cold blood calmly, systematically.

Esirler soğuk kanlı bir şekilde gizlice, sistematik olarak öldürüldü.

calm sakinlik

She's a strange woman, with an almost mystic calm.

Çok garip bir kadın, çok mistik bir sakinliği var.

There's a moment of calm,and then his entire body language changes.

Bir anlık sakinlik ve sonra bütün vücut dili değişiyor.

Movements voices faces calmness.

Hareketler sesler yüzler sakinlik.

calm açık

Clear and calm.

Açık ve sakin.

This situation calls for a calm mind and clear thoughts.

Bu durum, sakin bir beyin ve açık bir zihin gerektiriyor.

calm soğuk

Very controlled, calm, cold-blooded.

Çok kontrollü, sakin. Soğuk kanlı.

POW's were murdered in cold blood calmly, systematically.

Esirler soğuk kanlı bir şekilde gizlice, sistematik olarak öldürüldü.

calm rahatlatmak

He's very calming.

O, çok rahatlatıcı.

Quiet, soothing, calm.

Sessiz, rahatlatıcı, sakin.

calm sükunet

But what if all her calm, her niceness were just a negation a curtain dropped in front of an emptiness?

Peki ama ya bu sükuneti ve iyiliği sadece bir eksikliği bir boşluğu gizleyen bir perde görevi görüyorsa?

Calmness, serenity, tranquillity.

Huzur, dinginlik, sükunet.

calm dingin

Yes, Master Nilgun is always a calm and relaxed woman.

Evet, Nilgün Hoca çok sakin ve dingin bir kadındır.

calm dinginlik

Calmness, serenity, tranquillity.

Huzur, dinginlik, sükunet.