can't

There's a good man in there, Jack, but I think there's something else, too, and I can't do that again.

Sen iyi bir insansın, Jack. Ama sanırım başka şeyler de var. Ve ben, onu bir daha yapamam.

But I did, and I know I can't take it back. And I'm just really sorry. Oh, no, no.

Ama oldu bir kere Artık geri de alamam. ve ben gerçekten çok üzgünüm. oh, hayır, hayır.

Look, you have things to do and they're very important things and I can't tell you not to do them.

Bak, senin yapman gereken şeyler var ve çok önemli şeyler ve ben sana onları yapma diyemem.

Well, your dad can't make it because he has a real job, but I already said yes.

Baban gidemez çünkü onun gerçek bir işi var ama ben çoktan evet dedim bile.

I don't have to tell you anything, and you can't do a thing about it.

Hiç bir şey söylemek zorunda değilim. Sen de bu konuda bir şey yapamazsın.

Oh, everyone looks so happy. Anything that makes people happy can't be bad, can it?

Herkes çok mutlu görünüyor insanlar mutlu eden bir şey kötü olamaz değil mi?

Isn't there something you can do for me?

Benim için yapabileceğin bir şey var mı?

They can't have anything on me, love, because I wasn't there, was I?

Bana bir şey yapamazlar aşkım çünkü ben orada değildim değil mi?

Something is missing from this story. And if you don't help me, I can't help you.

Bu hikayede bir şeyler eksik. ve bana yardım etmezsen ben de sana yardım edemem.

I can give you everything, I don't want anything from you,

Sana her şeyi verebilirim. Senden hiç bir şey istemiyorum.