English-Turkish translations for care:

dikkatli, dikkat · bakmak, baki · umrunda olmak, umurunda olmak · bakım · istemek · ilgilenmek, ilgi · aldırış · önemsemek · şefkat · önem vermek · umursamak · sevmek · hizmet · merak · merak etmek · özenli, özen · hoşlanmak · endişe · basamak · himaye · ilgi duymak · kaygı · tasa · beğenmek · dert · korku · tedbir · other translations

care dikkatli, dikkat

You be a good boy, and you do what you're told, and promise me you'll be careful.

İyi bir çocuk ol ve sana söyleneni yap. Bir de dikkatli olacağına dair bana söz ver.

Look just be careful.

Bak, sadece dikkatli ol.

He's got to be more careful, that's all.

Sadece biraz daha dikkatli olmalı hepsi bu.

Click to see more example sentences
care bakmak, baki

Don't worry about anything and just take good care of yourself.

Hiçbir şey için endişelenme ve sadece kendine iyi bak.

Look, I don't care what mom told you.

Bak, annem sana ne dedi umrumda değil.

My sister please care for him.

Kardeşim. Lütfen ona iyi bak.

Click to see more example sentences
care umrunda olmak, umurunda olmak

Fine. I don't wanna be here, and I don't care what you want.

İyi, ben burada olmak istemiyorum, ve senin ne istediğin umrumda değil.

I don't care what happens to me.

Bana ne olduğu umurumda bile değil.

I don't care what happened!

Ne olduğu umurumda değil!

Click to see more example sentences
care bakım

And there was this, this woman, a nurse, she was taking care of me.

Ve, bu, bu kadın vardı Bir hemşire, o oldu Bana bakımı.

Take good care of yourself.

Kendinizi Kendine iyi iyi bakım.

I would have taken better care of myself.

Ben almış olurdu Kendime daha iyi bakım.

Click to see more example sentences
care istemek

Fine. I don't wanna be here, and I don't care what you want.

İyi, ben burada olmak istemiyorum, ve senin ne istediğin umrumda değil.

Would you care for some coffee or

Biraz kahve ister misin ya da

I don't care what mother wants.

Annenin ne istediği umurumda değil.

Click to see more example sentences
care ilgilenmek, ilgi

I don't care what you need, because this is not about you.

Neye ihtiyacın olduğu umurumda değil, çünkü bu seninle ilgili değil.

Take good care of him tonight.

Bu gece onunla iyi ilgilen.

Thanks for caring, but this is it for me.

İlgin için sağ ol. Ama bu kadar yeter.

Click to see more example sentences
care aldırış

Take that, and take care of yourself, okay?

Bunu al ve kendine dikkat et, tamam mı? Tamam mı?

Take good care of yourself and the girls, okay?

Tamam, iyi Kendine dikkat ve kızları al?

Just be careful, Al.

Sadece dikkatli ol, Al.

Click to see more example sentences
care önemsemek

Then maybe you don't know better, because I care for your father too.

O zaman belki de iyi bilmiyorsun çünkü senin babanı da önemsiyorum.

I really care about you, John.

Ben seni gerçekten önemsiyorum, John.

I care about you, too.

Ben de seni önemsiyorum.

Click to see more example sentences
care şefkat

You're gorgeous and smart and funny and caring and and, you know, of course you have plans.

Çok güzelsin ve akıllı ve eğlenceli ve şefkatli ve ve tabii ki planların olacak.

Who could ask for a more caring and thoughtful husband?

Kim senden daha şefkatli ve düşünceli bir koca ister ki?

You have a caring mother. She sent you stuff again.

Şefkatli bir annen var; yine bir şeyler yollamış.

Click to see more example sentences
care önem vermek

Yeah, but she doesn't care about us.

Evet. Ama o bize önem vermiyor.

No, the machine cares about us.

Hayır makine bize önem veriyor.

Like all journalists, she only cares about one thing.

Bütün gazeteciler gibi o da sadece tek bir şeye önem veriyor.

Click to see more example sentences
care umursamak

Who cares what happened to him?

Ona ne olduğunu kim umursar?

You you care about winning every case, every game, every argument.

Sen sen her davayı kazanmayı umursarsın, her oyun, her tartışmayı.

Well, who cares about him anyway

Neyse, kim onu umursar ki.

Click to see more example sentences
care sevmek

I don't care how much I love you, and I do, very much I'm a soldier

Seni ne kadar sevdiğim umurumda değil, ki çok seviyorum ama ben bir askerim

It's my favorite gun. Jimmy. Take care of her.

En sevdiğim tabancam Jimmy Ona iyi bak

My mom, "Careful" is her favorite word.

Bu da annem."Dikkatli" en sevdiği kelime.

Click to see more example sentences
care hizmet

This is actually Harvard Health Care.

Bu aslında Harvard Sağlık Hizmeti.

You know, in Cuba, everybody gets equal health care.

Biliyor musun, Küba'da herkes eşit sağlık hizmeti alıyor.

What do health care services actually represent?

Sağlık hizmeti aslında neyi temsil ediyor?

Click to see more example sentences
care merak

Don't worry, I'll be careful.

Merak etme dikkatli olacağım.

Don't worry, I'll take care of everything.

Merak etme, ben her şeyi halledeceğim.

Don't worry, we'll be careful.

Merak etme, dikkatli oluruz.

Click to see more example sentences
care merak etmek

Don't worry, I'll be careful.

Merak etme dikkatli olacağım.

Don't worry, I'll take care of everything.

Merak etme, ben her şeyi halledeceğim.

Don't worry, we'll be careful.

Merak etme, dikkatli oluruz.

Click to see more example sentences
care özenli, özen

And show some care, for God's sake.

Ve biraz özen göster, Tanrı aşkına.

All this trouble, all this care. Why?

Bu kadar zahmet, bu kadar özen neden?

But I made careful plans, and I eventually escaped.

Ama özenli planlar yaptım ve sonunda kaçtım.

Click to see more example sentences
care hoşlanmak

All right, take care. Bye.

Kendine iyi bak, hoşça kal.

He is cute, be careful.

Hoş biri. Dikkatli ol.

Be careful and goodbye.

Dikkatli olun, hoşça kalın.

Click to see more example sentences
care endişe

Don't worry about anything and just take good care of yourself.

Hiçbir şey için endişelenme ve sadece kendine iyi bak.

Mom will take care of you, don't worry about anything.

Anne, sana göz kulak olacak, hiçbir şey için endişelenme.

Be careful. I'll be fine, don't worry.

Dikkatli ol Ben iyi olurum, endişelenme.

Click to see more example sentences
care basamak

Be careful, there's a step.

Dikkat et, basamak var.

Careful, there's a step!

Dikkat et! Bir basamak var!

Careful, there's a loose step.

Dikkatli ol, gevşek basamak var.

care himaye

This ship, and her history will shortly become the care of another crew.

Bu gemi ve tarihi kısa bir süre sonra başka bir mürettebatın himayesine girecek.

He's a schoolmaster and Edward was under his care.

Amcam bir öğretmen ve Edward onun himayesi altındaydı.

care ilgi duymak

Sensitive, caring, intelligent boys.

Duyarlı, ilgili, zeki çocuklar.

Would Dr Wendt care to comment on that?

Dr. Wendt bunu yorumlamaya ilgi duyar mı?

care kaygı

No cares, no worries there, No troubles, and no gloom

Kaygı yok orada, endişe yok, dert yok, tasa yok

care tasa

No cares, no worries there, No troubles, and no gloom

Kaygı yok orada, endişe yok, dert yok, tasa yok

care beğenmek

I have an Italian client I like a lot. Be careful, Val.

Ben bir İtalyan müşteri var Ben çok beğendim., Val dikkatli olun.

care dert

No cares, no worries there, No troubles, and no gloom

Kaygı yok orada, endişe yok, dert yok, tasa yok

care korku

Jesse is lighthearted, reckless, and devil-may-care.

Jesse kaygısız, korkusuz ve pervasızdır.

care tedbir

It's it's just Being careful.

Bu, bu sadece, tedbir için.