English-Turkish translations for caretaker:

bakıcı · bekçi · hademe · other translations

caretaker bakıcı

Then there was this last caretaker, Grady.

Sonra şu son bakıcı, Grady vardı.

Is that what you mean, Caretaker?

Bunu mu demek istedin, Bakıcı?

A caretaker is with her.

Bir bakıcı onunla birlikte.

Click to see more example sentences
caretaker bekçi

But the Caretaker could have pulled in another vessel a cloaked ship, perhaps.

Ama Bekçi başka bir gemi çekmiş olabilir belki de gizlenmiş bir gemi.

Tomoe, the caretaker, Did she say anything about Jessie?

Tomoe, bekçi Jessie hakkında herhangi bir şey söyledi mi?

Tommy Olds lives up there now, kind of a caretaker.

Şimdi, Tommy Olds yaşıyor orada. Bir nevi bekçi gibi.

Click to see more example sentences
caretaker hademe

The caretaker and two men who help him.

Hadememiz ve ona yardım eden iki adam.

You're that caretaker droid.

Sen hademe droid değil misin?

Please deliver dolls to caretaker's office.

Lütfen oyuncakları hademenin ofisine götür.