carrying

All the symptoms fit. All that weird behavior. I'm telling you, man, she is carrying a weapon.

Tüm bulgular uyuyor bütün o garip davranışları sana söylüyorum, o içinde bir silah taşıyor.

Carrie and I were wondering If you would like to have pizza again tonight?

Carrie ve ben bu gece yine pizza ister misin diye merak ediyorduk.

Because it is a very big deal for Carrie White, and you know it.

Çünkü bu olay Carrie White için çok önemli ve siz de bunu biliyorsunuz.

All the symptoms fit, all that weird behaviour. I'm telling you man she's carrying a weapon.

Tüm semptomlar uyuyor, bütün o garip davranışları, sana söylüyorum, o içinde bir silah taşıyor.

These footprints were made either by a very heavy man or a man carrying a very heavy burden.

Bu ayak izleri aynı ağır adam tarafından ya da çok ağır bir yük taşıyan bir adam tarafından bırakıldı.

Okay, maybe it wasn't a coffin but I saw two guys carrying something into that house.

Tamam, belki de tabut değildi ama iki adamın o eve bir şey taşıdığını gördüm.

She's carrying a large bag with very little in it, no jewelry, and she has a killer's face.

İçinde çok ufak bir şey olan büyük bir çanta taşıyor mücevher yok ve bir katil ifadesi var.

You know what Carrie said to me last night?

Dün akşam Carrie bana ne dedi biliyor musun?

I admire your courage, Olivia, but Ten years is a long time to carry that kind of burden.

Yürekliliğine hayran kaldım Olivia ama on yıl böyle bir yükü taşımak için çok uzun bir süre.

Carrie, I do a lot of nice things for a lot of people.

Bir sürü insan için bir sürü iyi şey yapıyorum Carrie.