English-Turkish translations for casual:

sıradan · rahat · gündelik · rastgele · tesadüfi · gelişigüzel · günlük · ilgisiz · rasgele · geçici · other translations

casual sıradan

We'll go someplace Really, really nice, or just easy and casual, Like a slice of pizza.

Gerçekten hoş, çok hoş bir yere gideceğiz, kolay ve sıradan, bir dilim pizza gibi.

Were we just a casual thing or something else?

Sıradan bir şey miydik, yoksa başka bir şey mi?

My mother introduced me as a casual visitor.

Annem beni sıradan bir ziyaretçi gibi tanıttı.

Click to see more example sentences
casual rahat

We both want something casual and fun.

İkimiz de rahat ve eğlenceli bir şey istiyoruz.

So, she has a tattoo and likes casual clothing.

Yani, bir dövmesi var ve rahat kıyafetlerden hoşlanıyor.

Maybe a little too casual.

Belki biraz çok rahat.

Click to see more example sentences
casual gündelik

No, it's not business casual.

Hayır, gündeliği değil.

Guess it's casual Friday.

Sanırım bu bir cuma gündeliği.

It's more casual.

Çok daha gündelik.

Click to see more example sentences
casual rastgele

I have casual pleasures And something special now and then

Rastgele mutluluklarım var ve şimdi ise özel bir şeyim ve daha sonra

There's no such thing as casual sex anymore.

Artık rastgele seks diye bir şey kalmadı.

casual tesadüfi

Honey, it was just a casual conversation. That's all.

Tatlım, sadece tesadüfi bir muhabbetti, hepsi bu.

Unfortunately, if there are any casual onlookers who aren't supplicants, then nothing happens.

Eğer bir şeyler sağlamayan tesadüfi seyredenler varsa o zaman hiç bir şey olmaz.

casual gelişigüzel

'Cause I'm a casual, carefree, casual girl.

Çünkü ben gelişigüzel, umursamaz bir kızım.

IKazumi casually approached him

Kazumi ona gelişigüzel yaklaştı

casual günlük

It's casual, though, right?

Günlük giyineceğiz ama, değil mi?

I am now officially a casual dater.

Ben artık günlük buluşmaların insanı oldum.

casual ilgisiz

What's so bad about casual sex?

Seksle ilgili bu kadar kötü olan ne?

Even the most casual contact arouses a sexual response in her.

En ilgisiz temas bile, onda cinsel bir tepki uyandırıyor.

casual rasgele

At first it was all very casual and fun.

İlk zaman çok rasgele ve eğlenceli idi.

Maybe for banal, stupid, casual life.

Belki banal, aptal, rasgele bir hayatın

casual geçici

That was just a casual conversation amongst friends.

O sadece arkadaş arasında geçen sıradan bir sohbette.