English-Turkish translations for catch:

yakalamak · yakalama · görmek · tutmak · yakalanmak · geçmek · av · bityeniği · çekmek · kısmet · yetişmek · inmek · parça · anlamak · kapmak · almak · tutulmak · kavramak · tuzak · duymak · other translations

catch yakalamak

Okay. One, two, three, four, five, six Seven, grab, drop, catch

Tamam. bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, tut, düş, yakala

It's your turn now gentlemen, Catch them,

Şimdi sizin sıranız baylar, yakalayın onları.

He's ready to catch you.

O, seni yakalamak için hazır.

Click to see more example sentences
catch yakalama

Perhaps he'll leave a clue or make a mistake but how many more girls will die before the police catch him?

Belki bir ipucu bırakacak ya da bir hata yapacak. Ama polis onu yakalamadan daha kaç kız ölecek?

Dr. Brennan always says that catching the bad guy is only part of it.

Brennan her zaman kötü adamı yakalamanın sadece bir kısmı olduğunu söyler.

Before Derek can catch you or me.

Derek seni ya da beni yakalamadan önce.

Click to see more example sentences
catch görmek

That seems as good a place as any to catch a vampire.

Bir vampir yakalamak için her hangi bir yer kadar iyi görünüyor.

Girls, catch you in a minute.

Kızlar, bir dakika sonra görüşürüz.

Maybe I'll catch you later.

Belki sonra yine görüşürüz.

Click to see more example sentences
catch tutmak

Okay. One, two, three, four, five, six Seven, grab, drop, catch

Tamam. bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, tut, düş, yakala

Find him, catch him, and above all, keep him alive.

Onu bul, yakala ve hepsinden önemlisi, onu canlı tut.

I'm sleeping here tonight. You catch a cab home.

Bu gece burada uyuyorum, sen bir taksi tut.

Click to see more example sentences
catch yakalanmak

You know, if it catches something, great, but I'm not gonna like

Eğer bir şeyler yakalarsa harika olur, Ama ben böyle bir şey

What if someone catches us?

Ya biri bizi yakalarsa.

What if somebody catches us?

Ya birisi bizi yakalarsa?

Click to see more example sentences
catch geçmek

Then it'll be too late to catch him

O zaman onu yakalamak için çok geç olur.

Did they catch you too early or too late?

Sizi çok erken mi yoksa çok geç mi yakaladılar?

Sooner or later they'll catch me.

Er ya da geç beni yakalarlar.

Click to see more example sentences
catch av

He's a real good catch: A young manager type.

Gerçekten iyi bir av: genç bir müdür tipi var.

Well, he's quite the catch, isn't he?

Oldukça iyi bir av, değil mi?

Wayne only likes things that he can catch or hunt.

Wayne sadece şeyleri seviyor o yakalamak ya avı olabilir.

Click to see more example sentences
catch bityeniği

That's the catch because this ain't just business.

İşte bityeniği çünkü bu sadece değil.

But there's a catch.

Ama bir bityeniği var.

Is there a catch?

Bir bityeniği mi var?

Click to see more example sentences
catch çekmek

This can catch attention, right?

Bu dikkat çekebilir, değil mi?

Three, two, one, to catch up, go.

Üç, iki, bir, yakala ve çekim.

A young male called Dawson particularly catches the crew's attention.

Dawson adlı bir genç erkek ekibin özellikle dikkatini çekiyor.

Click to see more example sentences
catch kısmet

But he is such a catch.

Ama çok iyi bir kısmet.

Jenny thinks you're quite a catch.

Jenny iyi bir kısmet olduğunu düşünüyor.

Now, that's a nice catch, Amy Cakes.

İşte iyi bir kısmet Amy Cakes.

Click to see more example sentences
catch yetişmek

Oh, my God, we have so much to catch up on, but Baze will kill me if I'm late, so

Aman Tanrım, çok var fazla, yetişmek için ama Baze öldürecek Beni çok, geç kaldım, eğer

Come on, Odie, we've got a cart to catch.

Hadi Odie, yetişmemiz gereken bir araba var.

We've got a shuttle to catch.

Yetişmemiz gereken bir mekik var.

catch inmek

I'll catch the end of Jack Lalanne.

Ben de Jack Lalanne'in sonuna yetişeyim.

Just the type to catch Bubonic's attention.

Tam da Bubonic'in ilgisini çekebilecek biri.

No, those are Catch's parents.

Hayır, Catch'in annesi ve babası.

catch parça

Sasha Cohen catches Michaels'jock strap.

Sasha Cohen hemen bir parça yakalıyor.

Kevin,can you just toss me a roll,then,please? We oh!Nice catch,nora.

Kevin,lütfen bana ordan bir parça ekmek atar mısın? oh!Harika tutuş Nora.

catch anlamak

And you didn't catch it and someone died.

Sen de bunu anlayamadın ve birisi öldü.

You got it, Big D. Catch you later, huh?

Anladın Koca D. Daha sonra görüşürüz, ha?

catch kapmak

Now shut your mouth before ya catch yourself another beatin', ya cop killer, all right?

Şimdi, kapa çeneni Kendinizi yakalamak önce başka bir dayak, sen copkiller, tamam mı?

To catch a mouse, set a mousetrap.

Fare yakalamak için fare kapanı kurarsın.

catch almak

Something catches their eye, they want to take it.

Bir şey onlar almak istiyorsanız, onların göz yakalar.

They catch a plane every night at Inverness.

Her gece bir uçak Inverness'tan onları alır.

catch tutulmak

Then maybe baldness will catch on.

Belki sonra da kellik tutulur.

catch kavramak

Even Rufus catches on, eventually.

Hatta Rufus bile sonunda kavramış.

catch tuzak

But to catch a giant bat requires a giant bat trap.

Fakat dev bir yarasayı yakalamak dev bir tuzak gerektirir.

catch duymak

You catch him, you hear me?

Onu yakala, duydun mu beni?