English-Turkish translations for cause:

neden · sebep · neden olmak · sebep olmak · yapmak · etmek · · sorun · amaç · acıtmak · yaratmak · dava · yol açmak · problem · hedef · haklı neden · uğratmak · gerekçe · açan · other translations

cause neden

Come on, this is for a very good cause,

Hadi ama, bu çok iyi bir neden için.

Other young men have with much less cause than this.

Diğer genç adamların bundan daha az nedenleri var.

Well, this is cause for celebration.

Evet, bu nedenidir kutlama için.

Click to see more example sentences
cause sebep

But for a good cause, right?

Ama, iyi bir sebep için, değil mi?

But it wasn't natural causes and it wasn't an accident.

Ama doğal sebeplerle değildi ve bu bir kaza değildi.

You've caused enough trouble.

Yeterince belaya sebep oldun.

Click to see more example sentences
cause neden olmak

You know why you're black? 'cause god loves me more than he loves you?

Neden zenci olduğunu biliyor musun? Çünkü Tanrı beni senden fazla seviyor.

It's actually been causing some problems at home lately.

Aslında son zamanlarda evde bazı sorunlara neden oluyor.

Could the sun cause that?

Güneş buna neden olabilir mi?

Click to see more example sentences
cause sebep olmak

What do you think could cause something like this?

Böyle bir şeye sence ne sebep olabilir?

And now, presenting this year's Ice Queen a woman who could cause a global meltdown:

Şimdi karşınızda bu yılın buz kraliçesi. Küresel ısınmaya sebep olabilecek bir kadın.

She never caused any problems for anyone.

Hiç kimse için bir soruna sebep olmadı.

Click to see more example sentences
cause yapmak

'Cause everything I do is just for you All for you Come on, give me your love.

Çünkü her yaptığım yalnız senin için hepsi senin için hadi gel aşkını bana ver.

Cause how old does that make me then?

Çünkü o zaman, bu beni ne kadar yaşlı yapıyor?

Listen up, 'cause we're only gonna have this conversation once.

İyi dinle çünkü bu konuşmayı sadece bir kez yapacağız, tamam mı?

Click to see more example sentences
cause etmek

'Cause he's so happy having you in his life, and seeing him happy makes me happy.

Çünkü o hayatında olduğu için çok mutlu, ve onu mutlu görmek beni de mutlu ediyor.

Look, just 'cause you and Mom had a little fight

Bak sen ve annem küçük bir kavga ettiniz diye

I'm fighting for a good cause.

İyi bir amaç için mücadele ediyorum.

Click to see more example sentences
cause

'cause then maybe you'll tell me what you're doing here instead of being in school.

Çünkü belki o zaman, okulda olmak yerine burada ne işin olduğunu anlatırsın.

'Cause I've got a job for a writer.

Çünkü bir yazar için bir işim var.

'Cause there's a lot to do.

Çünkü yapacak çok var.

Click to see more example sentences
cause sorun

All right cause if he's got a problem, we've got a problem.

Pekala çünkü eğer bir sorunu varsa bizim de sorunumuz var demektir.

Good, 'cause we've got another problem.

Güzel, çünkü başka bir sorunumuz var.

Inside, we have heart and lung issues not caused by heart and lung issues.

İçeride, kalp ve akciğer tarafından oluşmamış kalp ve akciğer sorunlarımız var.

Click to see more example sentences
cause amaç

Yes, but it's all for a good cause.

Evet ama iyi bir amaç için hepsi.

The first time is always for a good cause.

İlk sefer her zaman iyi bir amaç içindir.

Well, it's for a good cause.

Şey, ama bu iyi bir amaç için

Click to see more example sentences
cause acıtmak

I know how important it is to you, and I know how much pain this is causing you.

Senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum ve sana ne kadar acı verdiğini biliyorum.

Do you know how much pain you caused?

Ne kadar acıya sebep olduğunu biliyor musun?

I feel no pain, 'cause I have a trained mind.

Hiç acı hissetmiyorum, çünkü eğitimli bir beynim var.

Click to see more example sentences
cause yaratmak

That could really cause a serious problem.

Çünkü bu olay ciddi bir problem yaratabilir.

You think this will cause difference?

Sence bu bir fark yaratacak mı?

Mr. Jackson, please, you're causing a lot of problems.

Bay Jackson, lütfen Bir sürü sorun yaratıyorsunuz.

Click to see more example sentences
cause dava

'Cause this is a real murder case, isn't it?

Çünkü bu gerçek bir cinayet davası, değil mi?

Russell could be a powerful ally to her cause.

Russell onun davası için güçlü bir müttefik olabilir.

This case could cause serious political damage.

Bu dava ciddi bir politik zarar verebilir.

Click to see more example sentences
cause yol açmak

There was a blue flash and a leak that caused damage.

Mavi bir parlama oldu ve sızıntı hasara yol açtı.

Kid nearly caused an international incident.

Çocuk neredeyse uluslararası bir hadiseye yol açıyordu.

Sleep apnea can cause chronic fatigue and paranoia.

Uyku apnesi kronik yorgunluk ve paranoyaya yol açabilir.

Click to see more example sentences
cause problem

That could really cause a serious problem.

Çünkü bu olay ciddi bir problem yaratabilir.

But that's not the problem anyway, 'cause

Zaten asıl problem bu değil çünkü

'cause there's a problem.

'bir problem var aslında.

Click to see more example sentences
cause hedef

It's a, it's a very important cause.

Bu çok ama çok önemli bir hedef.

One honest man and a cause.

Dürüst bir adam ve bir hedef.

Offer yourself another goal, 'cause I'm like a red wine.

Kendine başka bir hedef koy, çünkü ben kırmızı şarap gibiyim.

Click to see more example sentences
cause haklı neden

You're right, I owe you, but trust me, it's for a good cause.

Haklısın, sana borçluyum. Ama güven bana, iyi bir nedeni var.

And there's no doubt about the cause. It's us.

Ve nedeni hakkında hiç şüphe yok, bu biziz.

cause uğratmak

No, I meant, 'cause Dylan was over at Jenny's studio,

Hayır, dedim çünkü Dylan da Jenny'nin stüdyoya uğramıştı.

cause gerekçe

I call that motive for murder and probable cause for a search warrant.

Ben buna cinayet için gerekçe ve arama emri için muhtemel sebep derim.

cause açan

What is the pathologic abnormality causing Bernard-Soulier disease? Absence of von Willebrand receptors.

Bernard-Soulier hastalığına yol açan patolojik anormallik nedir? von Willebrand alıcılarının olmayışı.