English-Turkish translations for cell:

cebin, cep · cep telefonu · hücreli, hücre · birim · pil · oda · nezarethane · batarya · hapis · other translations

cell cebin, cep

I got a suspect whose last known address is five years old, no cell phone, no family.

Bir şüpheli var olan bilinen son adresi beş yaşında, cep telefonu yok, ailesi yok.

Please, a cell phone

Lütfen, bir cep telefonu

I tried calling his cell, but he didn't answer.

Cep telefonunu aramaya çalıştım ama cevap vermedi.

Click to see more example sentences
cell cep telefonu

I got a suspect whose last known address is five years old, no cell phone, no family.

Bir şüpheli var olan bilinen son adresi beş yaşında, cep telefonu yok, ailesi yok.

Is that a cell phone?

O bir cep telefonu mu?

A radio. Maybe a cell phone. Good.

Bir telsiz, ya da bir cep telefonu.

Click to see more example sentences
cell hücreli, hücre

No job, everybody against me, my poor dad sitting in a cell, and it's a wonderful day.

Bir işim yok, herkes bana karşı, zavallı babam bir hücrede oturuyor ama harika bir gün.

I requested a ping on his cell and a broadcast on his vehicle.

Ve araç üzerinde bir yayın Ben onun hücresinde bir ping istedi.

Skin cells, nerve cells, the right home for the right disease.

Deri hücreleri, sinir hücreleri, doğru hastalık için doğru yuva.

Click to see more example sentences
cell birim

I got a suspect whose last known address is five years old, no cell phone, no family.

Bir şüpheli var olan bilinen son adresi beş yaşında, cep telefonu yok, ailesi yok.

Well, I don't know how a cell phone works.

Bak ben bir cep telefonu nasıl çalışır bilmiyorum.

They're not clone cells; they're from a totally different person.

Bunlar klon hücreleri değil. Tamamen farklı bir kişiye ait.

Click to see more example sentences
cell pil

First, the laser misalignment, then the leaky antimatter energy cell.

Önce lazer sapması, sonra da anti madde sızdıran enerji pili.

A helium nuclear power cell.

Bir helyum nükleer pili.

Portable power cells.

Portatif güç pilleri.

Click to see more example sentences
cell oda

About a week ago, Bea found a mobile phone in a cell.

Bir hafta kadar önce Bea odasında bir cep telefonu buldu.

A Dominican salter in a Franciscan cell?

Bir fransisken odasında Dominikli bir tuzcu?

Father's Kiril cell.

Peder Kiril'in odası.

cell nezarethane

I have a holding cell, and a dead guy.

Elimde nezarethane ve ölü bir adam var.

cell batarya

Twenty-four battery cells cracked.

Yirmi dört batarya hücresi çatlamış.

cell hapis

This is because I celled with Gray McClaughlin, right?

Gray McClaughlin'le hapis yattığım için, değil mi?