English-Turkish translations for certain:

kesin · emin · bazı · belli · belirli · tabii · şüphesiz · kuşkusuz · güvenilir · kimi · belirgin · mutlak · muhakkak · kesinlik., kesinlik · belirlenmiş · muayyen · other translations

certain kesin

Look, it's not for you, it's for our customers. they're gonna demand a certain standard.

Bak, bu senin için değil, müşteriler için. Kesin bir standart talep edeceklerdir.

At least it would be something certain,

En azından, elimizde kesin bir şey olurdu.

But one thing is certain.

Ama kesin olan bir şey var.

Click to see more example sentences
certain emin

He's extremely dangerous. And, Mr. Carter, I'm certain that everyone in this room knows who that is.

Son derece tehlikeli biri. ve, Mr Carter, eminim bu odadaki herkes onun kim olduğunu biliyor.

It's the last thing I'm certain of.

Emin olduğum en son şey, bu.

Are you absolutely certain?

Bundan kesinlikle emin misin?

Click to see more example sentences
certain bazı

Sometimes a man does a thing, and certain folks, they might see that thing as something wrong.

Bazen bir adam bir şey yapar ve bazı insanlar bu yaptığı şeyi yanlış olarak görebilirler.

But certain things, perhaps, will never change.

Ama bazı şeyler belki hiç değişmeyecek.

Certain people here are working, McGee.

Bazı insanlar burada çalışıyor, McGee.

Click to see more example sentences
certain belli

It's true that Captain Randall has a certain reputation. But he is an officer. A gentleman.

Yüzbaşı Randall'ın belli bir üne sahip olduğu doğru ama bir subay ve bir beyefendi.

Well, we certainly taught him a lesson.

Belli ki, ona iyi bir ders verdik.

Certain things are a lot better.

Belli bazı şeyler çok daha iyidir.

Click to see more example sentences
certain belirli

There's a certain woman in our community, a widow, a very special woman.

Topluluğumuzda belirli bir kadın var, dul, çok özel bir kadın.

That's a certain kind of player.

Belirli bir oyuncu tarzı var.

That is, under certain conditions.

Belirli koşullar altında durum bu.

Click to see more example sentences
certain tabii

No, certainly not always.

Hayır, her zaman değil tabii.

That's certainly a theory.

Bu tabii ki bir teori.

Certainly not his family.

Tabii ki ailesi değil.

Click to see more example sentences
certain şüphesiz

Well, that certainly makes him a suspect, right?

Bu onu kesinlikle bir şüpheli yapar, değil mi?

Oh certainly Mr. Holmes.

Ah şüphesiz öyle Bay Holmes.

No doubt you have certain privileges, but I don't

Şüphesiz, kesin ayrıcalıklarınız var, ama, ben

Click to see more example sentences
certain kuşkusuz

Certainly, the most popular, great painter of all time, the most beloved.

Kuşkusuz, en popüler, tüm zamanın en iyi, en sevilen ressamı.

We've certainly spent enough time here.

Kuşkusuz burada yeterince zaman geçirdik.

Certainly not for acute anxiety.

Kuşkusuz akut anksiyete için değildir.

Click to see more example sentences
certain güvenilir

And while the work you've done here is all very, very good, it's certainly not safe.

Ve burda yaptığın her ne kadar çok iyi olsa da kesinlikle güvenli değil.

But now I'm afraid Denisov may not trust me, and I certainly don't trust you.

Ama şimdi Denisov'un bana güvenemeyeceğinden korkuyorum ve ben de kesinlikle size güvenmiyorum.

It certainly indicates his integrity and self-confidence.

Bu onun tutarIıIığını ve kendine güvenini gösterir.

Click to see more example sentences
certain kimi

He's extremely dangerous. And, Mr. Carter, I'm certain that everyone in this room knows who that is.

Son derece tehlikeli biri. ve, Mr Carter, eminim bu odadaki herkes onun kim olduğunu biliyor.

You know Serena and I didn't send the video, and it certainly wasn't Louis, so who's left?

Biliyorsun, Serena ve ben o görüntüleri göndermedik ve kesinlikle Louis değildi, peki, kim kaldı geriye?

Certainly more than Mr. Kim.

Kesinlikle Bay Kim'den daha çok.

Click to see more example sentences
certain belirgin

Just certain things.

Sadece belirgin şeyleri.

It has a certain lyrical quality.

Belirgin bir lirik kalitesi var.

It has a certain abstract quality.

Belirgin bir soyut niteliği var.

certain mutlak

One night I saved a man from certain death

Bir adamı mutlak ölümden kurtardım bir gece.

There's certain magic that won't work without that chemistry.

O kimya olmadan işe yaramayacak mutlak bir büyü bu.

certain muhakkak

I don't blame you, Georgia. Jonathan certainly ruined you.

Suçlamıyorum seni, Georgia Jonathan muhakkak seni mahvetti

Certainly he has, absolutely.

Muhakkak ki var, kesinlikle.

certain kesinlik., kesinlik

He certainly is a kindhearted man.

Kesinlike iyi kalpli bir adam.

certain belirlenmiş

Yes, but certainly the temporal proximity of our advents isn't determinative, is it?

Evet, ama gelişimizin yakınlığı kesinlikle gecici belirleyici değil, değil mi?

certain muayyen

But only under certain conditions!

Ama sadece muayyen şartlar altında!