English-Turkish translations for certainly:

kesinlikle · emin · elbet, elbette · evet · tabii ki · şüphesiz · kuşkusuz · mutlaka · muhakkak · other translations

certainly kesinlikle

And while the work you've done here is all very, very good, it's certainly not safe.

Ve burda yaptığın her ne kadar çok iyi olsa da kesinlikle güvenli değil.

This is certainly not one of them.

Ve bu, kesinlikle onlardan birisi değil.

It certainly is, Miss Scott.

Kesinlikle öyle, Bayan Scott.

Click to see more example sentences
certainly emin

He's extremely dangerous. And, Mr. Carter, I'm certain that everyone in this room knows who that is.

Son derece tehlikeli biri. ve, Mr Carter, eminim bu odadaki herkes onun kim olduğunu biliyor.

It's the last thing I'm certain of.

Emin olduğum en son şey, bu.

Are you absolutely certain?

Bundan kesinlikle emin misin?

Click to see more example sentences
certainly elbet, elbette

We certainly can't have a big party like that every year, can we?

Elbette her yıl böyle büyük bir parti veremeyiz, değil mi?

Certainly not four hours.

Dört saat değil elbette.

Certainly not a suicide.

Elbette intihar da değil.

Click to see more example sentences
certainly evet

Well, this is certainly a surprise!

Evet, bu kesinlikle bir sürpriz!

Yeah, I certainly hope so.

Evet, ben de öyle umuyorum.

Yeah, that certainly kind of hurt.

Evet, bu kesinlikle bir bakıma acıttı.

Click to see more example sentences
certainly tabii ki

That's certain no, of course not.

Bu kesinlikle Hayır, tabii ki.

I certainly can, Mr Cooper.

Tabii ki, Bay Cooper.

Certainly not his family.

Tabii ki ailesi değil.

Click to see more example sentences
certainly şüphesiz

Well, that certainly makes him a suspect, right?

Bu onu kesinlikle bir şüpheli yapar, değil mi?

Oh certainly Mr. Holmes.

Ah şüphesiz öyle Bay Holmes.

No doubt you have certain privileges, but I don't

Şüphesiz, kesin ayrıcalıklarınız var, ama, ben

Click to see more example sentences
certainly kuşkusuz

Certainly, the most popular, great painter of all time, the most beloved.

Kuşkusuz, en popüler, tüm zamanın en iyi, en sevilen ressamı.

We've certainly spent enough time here.

Kuşkusuz burada yeterince zaman geçirdik.

Certainly not for acute anxiety.

Kuşkusuz akut anksiyete için değildir.

Click to see more example sentences
certainly mutlaka

One night I saved a man from certain death

Bir adamı mutlak ölümden kurtardım bir gece.

There's certain magic that won't work without that chemistry.

O kimya olmadan işe yaramayacak mutlak bir büyü bu.

certainly muhakkak

I don't blame you, Georgia. Jonathan certainly ruined you.

Suçlamıyorum seni, Georgia Jonathan muhakkak seni mahvetti

Certainly he has, absolutely.

Muhakkak ki var, kesinlikle.