English-Turkish translations for challenge:

meydan okumak · meydan okuma · zorlamak, zorlu, zorlayıcı · mücadele · karşılaşmak · zorluk · görev · düello · sorun · davet · yarışma · davet etmek · düelloya davet etmek · rekabet · tehdit · other translations

challenge meydan okumak

A month after the radical Left occupied Tokyo University, they challenged me to speak.

Bir ay sonra radikal Sol Tokyo Üniversitesi'ni işgal ettikten sonra konuşmam için bana meydan okudu.

I accept your challenge, Father.

Meydan okumanı kabul ediyorum baba.

You want to challenge?

Meydan okumak ister misin?

Click to see more example sentences
challenge meydan okuma

The answers to this challenge aren't easy, but they're not impossible either.

Bu meydan okumaya cevaplar kolay değil, ama imkansız da değil.

This will be a challenge.

Bu bir meydan okuma olacak.

I know, it's a challenge.

Biliyorum, bu bir meydan okuma.

Click to see more example sentences
challenge zorlamak, zorlu, zorlayıcı

This is difficult because I know it's been a very challenging day for Cadet Stansbury.

Ben biliyorum çünkü bu zor Bu çok zor bir gün oldu Cadet Stansbury için.

This is not a career challenge.

Zorlu bir kariyer de değil.

Tricia and I have been blessed with a strong and loving marriage, but even strong marriages face challenges.

Tricia ve ben güçlü ve sevecen evlilikle kutsandık ama güçlü evlilikler bile zorluklarla karşılaşır.

Click to see more example sentences
challenge mücadele

There's a challenge out here, and it can be dangerous, but nobody's supposed to die.

Burada bir mücadele var, ve bu tehlikeli de olabilir, ama kimsenin ölmemesi gerekiyordu.

It's just another challenge, that's all.

BU sadece başka bir mücadele, hepsi bu.

It's a difficult challenge.

Bu çok zor bir mücadele.

Click to see more example sentences
challenge karşılaşmak

But now this rare and remarkable planet is facing its greatest challenge, humankind.

Ama şimdi, bu nâdide ve olağanüstü gezegen en büyük sorunla karşı karşıya: İnsanoğlu.

But now the planet's facing perhaps its greatest challenge.

Ancak gezegen şimdi, belki de en büyük sorunuyla karşı karşıya.

No! are you challenging me?

Hayır! Bana karşı geliyorsun?

Click to see more example sentences
challenge zorluk

What exactly is the challenge, Agent Booth?

Zorluk tam olarak nedir, Ajan Booth?

Maybe he sees a challenge.

Belki de bir zorluk seziyordur.

Like what what challenges have I overcome?

Ne gibi? Hangi zorlukların üstesinden gelmişim ben?

Click to see more example sentences
challenge görev

But that's not so much a challenge as it is a suicide mission.

Ama bu pek mücadele sayılmaz. Daha çok bir intihar görevi.

It is a great challenge and a greater honor.

Bu büyük bir görev ve büyük bir onur.

I have a new challenge for you.

Elimde senin için yeni bir görev var.

Click to see more example sentences
challenge düello

This challenge is my doing.

Bu düello benim işim.

Adam Moran, I challenge you to a duel.

Adam Moran sana bir düelloda meydan okuyorum.

Matt, you challenged him to a duel.

Matt, onu bir düelloya davet ettin.

Click to see more example sentences
challenge sorun

This is a real challenge for me.

Bu benim için gerçek bir sorun.

There's only one challenge left.

Geriye tek bir sorun var.

That's more than a minor challenge.

Bu ufak bir sorundan daha fazlası.

Click to see more example sentences
challenge davet

Matt, you challenged him to a duel.

Matt, onu bir düelloya davet ettin.

So I challenged him to a duel.

Ben de onu düelloya davet ettim.

I, Prince John, challenge you to a duel.

Ben, Prens John, seni düelloya davet ediyorum.

Click to see more example sentences
challenge yarışma

This isn't even a challenge.

Bu bir yarışma bile değil.

No, it's a physical challenge.

Hayır, bu fiziksel bir yarışma.

Mr. More-than-a-dime-to-your-name Kobayashi, it's challenge time.

Sayın On-sentten-fazla-parası-olan Kobayashi, yarışma zamanı geldi.

challenge davet etmek

Matt, you challenged him to a duel.

Matt, onu bir düelloya davet ettin.

I, Prince John, challenge you to a duel.

Ben, Prens John, seni düelloya davet ediyorum.

One day, the duelist appeared And challenged the swordmaker to a fight.

Bir gün, düellocu ortaya çıktı ve kılıç ustasını düelloya davet etti.

challenge düelloya davet etmek

Matt, you challenged him to a duel.

Matt, onu bir düelloya davet ettin.

I, Prince John, challenge you to a duel.

Ben, Prens John, seni düelloya davet ediyorum.

One day, the duelist appeared And challenged the swordmaker to a fight.

Bir gün, düellocu ortaya çıktı ve kılıç ustasını düelloya davet etti.

challenge rekabet

It's like a challenge.

Sanki bir rekabet gibi.

challenge tehdit

Is that a threat or a challenge?

Bu bir tehdit mi yoksa meydan okuma mı?