English-Turkish translations for chamber:

oda · bölme · ticaret · çember · özel oda · odacık · hücre · yatak odası · komisyon · mahkemesi, mahkeme · salon · kamara · other translations

chamber oda

Yes, in a big underground treasure chamber.

Evet, büyük bir yeraltı hazine odası.

What kind of treasure chamber doesn't have any treasure?

Ne biçim hazine odası bu? İçinde hazine yok.

It's my torture chamber now.

Artık burası benim işkence odam.

Click to see more example sentences
chamber bölme

There's a hidden chamber.

Gizli bir bölme var.

Some spy; don't see any hidden chambers or special weapons.

Bir casus; özel silahlar ya da gizli bölmeler görmüyorum.

The chamber is now safe.

Bölme şu anda güvenli.

Click to see more example sentences
chamber ticaret

Signed, George F Babbitt, Secretary, Zenith Chamber of Commerce, Chairman of the Church Board.

İmza, George F Babbitt, Sekreter," "Zenith Ticaret Odası, Kilise Komitesi Başkanı.

For a Chamber of Commerce thing.

Bir Ticaret Odası olayı için.

Chamber of commerce, welcome wagon.

Ticaret odası, hoş geldin vagonu.

Click to see more example sentences
chamber çember

What's this little chamber for?

Bu küçük çember ne için?

I can't build a new fusion chamber.

Yeni bir füzyon çemberi inşa edemem.

Being alone, by myself, in a chamber.

Yalnız olmak, kendi kendime, bir çember içinde

Click to see more example sentences
chamber özel oda

Dotsen: Judge cobian arranged for us to watch the trial in his private chamber.

Yargıç cobian Bizim için düzenlenmiş deneme izlemek için onun özel odasında.

Sonderbahandlung special treatment meant the gas chamber or sometimes a bullet.

Sonderbahandlung özel muamele gaz odası ve bazen bir kurşun demekti.

And what's hidden in Angel's secret chambers?

Peki Angel'ın özel odasında ne gizli?

chamber odacık

This is a harmonic resonance chamber.

Bu bir harmonik titreşim odacığı.

Genetic compiler, incubation chamber.

Genetik derleyici, kuluçka odacığı

It's got gyroscopes, compressed air chambers, compensating

Jiroskopları var, basınçlı hava odacıkları, dengeleyici unsurlar var.

chamber hücre

The chamber contains a polaron grid and a sub-molecular resequencer.

Hücrenin içinde bir polaron ızgarası ve molekül altı yeniden sıralayıcısı var.

I've found the multiphasic chamber.

Çoklu faz hücresini buldum.

chamber yatak odası

Well, it's Caesar's bed chamber too.

Burası ayrıca Sezar'ın da yatak odası.

Finally, this letter was discovered in Mr. Culpepper's chambers.

Son olarak, bu mektup, Bay Culpepper'ın yatak odasında bulundu.

chamber komisyon

This is a secure chamber.

Bu bir güvenlik komisyonu.

chamber mahkemesi, mahkeme

The disease stinks, but we're still in Court Chambers.

Belki hastalık kokuyor ama biz hala mahkeme odalarındayız.

chamber salon

Li Xunhuan killed the plum blossom bandit here at cold fragrance chamber of xingyun manor.

Li xunhuan erik çiçeği eşkiyasını, burada xingyun malikanesinin soğuk rayiha salonunda öldürdü.

chamber kamara

There is a small chamber below this room.

Bu odanın altında küçük bir kamara var.