English-Turkish translations for chance:

şans · şan · olasılık · fırsat · ihtimal · risk · kader · denemek · şans eseri olan · şans eseri olmak · tesadüf · riske girmek · rastlantısal, rastlantı · baht · other translations

chance şans

You know it better than anybody else, and this is our chance to find out what that is.

Sen bunu herkesten daha iyi biliyorsun ve bunun ne olduğunu öğrenmek için bu bir şans.

Give me a chance to make this work.

Bu işi yapmam için bana bir şans ver.

Give me a chance.

Bir şans ver bana.

Click to see more example sentences
chance şan

And I want that too, because you're my only chance, and I want that chance.

Bunu ben de istiyorum çünkü sen benim tek şansımsın, ve bu şansı değerlendirmek istiyorum.

Okay, I've made some mistakes, but I think I deserve another chance.

Tamam, bazı hatalar yaptım. ama bence bir şansı daha hak ediyorum.

This is our last chance, dad.

Ne? Bu son şansımız baba.

Click to see more example sentences
chance olasılık

You know it better than anybody else, and this is our chance to find out what that is.

Sen bunu herkesten daha iyi biliyorsun ve bunun ne olduğunu öğrenmek için bu bir şans.

But there is still a chance, isn't there?

Fakat hala bir olasılık var, değil mi?

Do you still think there's a chance

Hala bir şans olduğunu düşünüyor musun?

Click to see more example sentences
chance fırsat

Maybe this is a suicide mission, but At least give me chance to do something.

Belki de bir intihar görevidir ama en azından bana bir şeyler yapma fırsatını verin.

I just want a chance to work and to live like regular people.

Sadece ve normal insanlar gibi yaşamak için bir fırsat istiyorum.

Then I'll give you a chance even now.

O zaman, şimdi sana bir fırsat sunuyorum.

Click to see more example sentences
chance ihtimal

Is there any chance that this is just a bad dream?

Bunun sadece kötü bir rüya olma ihtimali var mı?

Do do you think there's a chance?

Sence böyle bir ihtimal var mı?

It could be seven but not a chance there's eight?

Yedi olabilir, ama sekiz olma ihtimali yok mu?

Click to see more example sentences
chance risk

Yes, the task force is risky, but it gives us a chance to do a lot of good in the community.

Evet, Özel görev kuvveti riskli bir şey ama kuvvet bize toplumda daha çok iyi şey yapmamız için bir şans veriyor.

Yes, this is slightly risky but at this point it is our best chance

Evet, bu biraz riskli. Ancak bu noktada bu en iyi şansımız.

I'm taking a huge chance.

Büyük bir risk alıyorum.

Click to see more example sentences
chance kader

But fate fate gave me a second chance.

Ama kader kader bana ikinci bir şans verdi.

There's no such thing as chance or fate, right?

Şans ya da kader diye bir şey yoktur, değil mi?

Life and death space and time fate and chance.

Yaşam ve ölüm! Boşluk ve zaman! Kader ve şans!

Click to see more example sentences
chance denemek

Anyway, I just thought this might be a chance to try again.

Her neyse, bunun tekrar denemek için bir fırsat olduğunu düşündüm.

At least give me a chance to try.

En azından denemek için bir şans ver.

Yes, Jack Daniels and then had the chance and was successful.

Evet, sonra da Jack Daniels onu denedi ve başarılı oldu.

Click to see more example sentences
chance şans eseri olan

I saw her again. by chance.

Şans eseri onu tekrar gördüm.

And once, quite by chance, I actually saw her.

Ve bir kere, şans eseri, gerçekten onu gördüm.

If by chance that person becomes a threat to Hong Tae Seong

Eğer o kişi şans eseri Hong Tae Seong için bir tehdit olursa

Click to see more example sentences
chance şans eseri olmak

If by chance that person becomes a threat to Hong Tae Seong

Eğer o kişi şans eseri Hong Tae Seong için bir tehdit olursa

Nothing happens by chance.

Hiçbir şey şans eseri olmaz.

chance tesadüf

Was this shear chance? it seems a remarkable coincidence.

Sadece şans mıydı? Olağanüstü bir tesadüf gibi görünüyor.

Chance and Guise!

Tesadüf ve Guise!

chance riske girmek

The first Andrewsarchus seizes its chance.

Birinci Andresorkus, riske girerek avını kaptı.

chance rastlantısal, rastlantı

Not coincidence, chance.

Rastlantı değil, şans.

chance baht

 Dean martin singing "chinaman's chance.

Dean Martin söylüyor "Çinlinin Bahtı