English-Turkish translations for charge:

suçlama · yetki, yetkili · suç · ücret · yük · suçlamak · sorumluluk · görev · saldırı · şarj etmek, şarj etme · hücum · geçirmek · görevli · amir · itham · masraf · iddia · itham etmek · idare · emir · dolmak, doldurmak · top · vergi · yükleme · iddianame · talep · saldırmak · buyruk · emretmek · other translations

charge suçlama

This is a very serious charge.

Bu çok ciddi bir suçlama.

Well, then there's no charge.

O zaman hiçbir suçlama yok.

You're still facing tax charges, and now this.

Vergi suçlamaları hala düşmedi ve şimdi de bu.

Click to see more example sentences
charge yetki, yetkili

What does that mean?" That means I am in charge here!

Bu ne demek mi?. .Burada yetkili olan benim demek.

Yes, but he's not in charge, is he?

Evet ama yetki onda değil, değil mi?

They just work here. He's in charge.

Onlar sadece burada çalışıyor, yetkili o.

Click to see more example sentences
charge suç

Pointed a gun yes, that's a serious crime, but the kidnapping charge is just ridiculous.

Silah doğrultmuş evet, bu çok ciddi bir suç, Kaçırma suçlaması Çok saçma.

We the jury find the defendant Byron De La Beckwith, guilty as charged.

Biz jüri üyeleri, sanık Byron De La Beckwith'i suçlu bulduk.

Josh Cramer, Special Agent in charge of organized crime, Baltimore.

Baltimore organize suçlarda görevli özel ajan Josh Cramer.

Click to see more example sentences
charge ücret

Even a small charge would kill a lot of people.

Hatta küçük bir ücret bir sürü insan öldürür.

And I want even charge you for tonight either.

Ve bu gece için ücret de istemiyorum.

It's like a service charge.

Bu bir servis ücreti gibidir.

Click to see more example sentences
charge yük

Everything in the universe has a magnetic charge, right?

Evrendeki her şeyin bir manyetik yükü vardır değil mi?

So, it's like a charged object, right?

Yüklü bir nesne gibi yani, değil mi?

Personal security can be an emotionally charged issue.

Kişisel güvenlik duygusal açıdan yüklü bir mesele olabilir.

Click to see more example sentences
charge suçlamak

You know that's not enough to charge him with murder.

Sen de biliyorsun ki bu onu suçlamak için yeterli değil.

Charge me with something or let me out!

Ya beni suçla, ya da serbest bırak!

Yes, charge him with fighting McGrath, Culbey and Henshaw and with insubordination.

Evet. Onu McGrath, Colbey, Henshaw ile kavga etmek ve emre itaatsizlikle suçla.

Click to see more example sentences
charge sorumluluk

I'm in charge here anyway, so I'm telling you officially that

Herneyse burada sorumluluk ben de, o yüzden bunu resmi olarak söylüyorum

Joey, you're in charge, okay?

Joey, sorumluluk sende, tamam mı?

You're in charge. Okay?

Sorumluluk sende, tamam mı?

Click to see more example sentences
charge görev

Yu is a court official and in charge of security.

Yu bir mahkeme görevlisi ve güvenlikten sorumlu bir memur.

Besides, it's Charles in Charge.

Ayrıca, Charles Görevde var.

He's in charge, his call.

Yetkili o, onun görevi.

Click to see more example sentences
charge saldırı

No extra charge for bear attack.

Ayı saldırısı için ek ücret yok.

Spider's Web Castle is in Miki's charge.

Örümcek Ağı Kalesi, Miki'nin saldırısına uğruyor.

General Migumo, you're in charge of the counterattack.

General Mikumo, karşı saldırıyı sen yöneteceksin, anlaşıldı mı?

Click to see more example sentences
charge şarj etmek, şarj etme

Charge it one more time, please.

Bir kez daha şarj et, lütfen.

Check your messages and charge your phone

Mesajlarını kontrol et ve telefonunu şarj et.

And electricity to charge your cell phone?

Ve telefonunu şarj etmek için elektrik?

Click to see more example sentences
charge hücum

One, two, three, charge!

Bir, iki, üç, hücum!

Come on, men, it's a charge!

Hadi, beyler, bu bir hücum!

One final charge.

Son bir hücum.

Click to see more example sentences
charge geçirmek

Of course, if anything should happen to me, then Fritz will take charge, then Ernst.

Tabii, eğer bana bir şey olursa, yerime Fritz geçecek, sonra da Ernst.

No, the charge still stands.

Hayır, suçlama hâlâ geçerli.

But temporarily not in charge.

Ama geçici olarak sorumlu değilim.

Click to see more example sentences
charge görevli

Okay, so in the meantime, nobody's in charge of the night shift?

Tamam. Ee bu arada, kimse gece vardiyasında görevli değil mi?

Josh Cramer, Special Agent in charge of organized crime, Baltimore.

Baltimore organize suçlarda görevli özel ajan Josh Cramer.

I want to talk to whoever's in charge in there!

Ben konuşmak istiyorum bu kim için Orada görevli!

Click to see more example sentences
charge amir

What, you think you're in charge here, you and your little princess?

Ne, sence sen burada amir misin sen ve senin ufak prensesin?

There's no judge, no jury, and I'm in charge!

Burada hakim yok jüri yok ve amir de benim!

Mr. Cross, I'm in charge here.

Bay Cross, burada amir benim.

Click to see more example sentences
charge itham

Since then he's been charged five times.

O zamandan beri beş kez itham edilmiş.

What's my friend being charged with?

Arkadaşım ne ile itham ediliyor?

Is Mr. Flynn being charged with a crime?

Bay Flynn bir suçla itham ediliyor?

charge masraf

And besides, when I was a whitelighter, I had other charges.

Ve yanı sıra, ben bir whitelighter iken, ben diğer masraflar vardı.

No surprise charges.

Sürpriz masraflar yok.

Not other charges.

Değil diğer masraflar.

charge iddia

He's facing murder charges, Mrs. Chase.

Hakkında cinayet iddiaları var, Bayan Chase.

And what about these motor-vehicle charges?

Peki bu motorlu taşıt iddialarına ne diyorsunuz?

Charge: physical assault.

İddia: Fiziksel saldırı.

charge itham etmek

Since then he's been charged five times.

O zamandan beri beş kez itham edilmiş.

What's my friend being charged with?

Arkadaşım ne ile itham ediliyor?

Is Mr. Flynn being charged with a crime?

Bay Flynn bir suçla itham ediliyor?

charge idare

Oh, look, you stay and take charge, will you, Ben?

Bak, sen kal ve idareyi al olur mu, Ben?

Who's taken charge?

İdareyi kim aldı?

You're not in charge now, Alfrid Lickspittle.

İdare sende değil artık Yalaka Alfrid.

charge emir

Yes, charge him with fighting McGrath, Culbey and Henshaw and with insubordination.

Evet. Onu McGrath, Colbey, Henshaw ile kavga etmek ve emre itaatsizlikle suçla.

Rhyme's in charge, and they're his orders.

Şef Rhyme ve bunlar onun emirleri.

charge dolmak, doldurmak

Right. Full charge, Mr Hobbs.

Tam doldurun, Bay Hobbs.

Main ceIls are charged and ready.

Ana bataryalar doldu ve hazır.

charge top

Phase-cannons are charged and ready.

Faz topları yüklendi ve hazır.

charge vergi

You're still facing tax charges, and now this.

Vergi suçlamaları hala düşmedi ve şimdi de bu.

charge yükleme

Powder charge in loading position.

Barut şarjı için yükleme pozisyonu.

charge iddianame

Fingerprints, charge sheet, and I've got to be in magistrates' court on Tuesday.

Parmak izleri, iddianame ve salı günü sulh ceza mahkemesinde olmalıyım. Ne?

charge talep

Your honor,the defense requests a dismissal of all charges.

Sayın yargıç, savunma, tüm suçlamaların düşürülmesini talep ediyor.

charge saldırmak

He charged like a crazed goat.

Deli bir keçi gibi saldırdı.

charge buyruk

That is an honorable charge.

Bu çok onurlu bir buyruk.

charge emretmek

I charge you, Thomas Becket

Sana emrediyorum, Thomas Becket