English-Turkish translations for charm:

çekmek · büyü · çekici olmak · tılsım · çekicilik · cazibe · büyüleyici olmak · muska · sevimlilik · karizma · nazarlık · other translations

charm çekmek

Yeah, and he's a very charming young man.

Evet, ve çok çekici bir genç adam.

Everyone finds you so funny and charming.

Herkes seni komik ve çekici buluyor.

She is a very charming girl.

Çok çekici bir kadın da ondan.

Click to see more example sentences
charm büyü

Thank you for the charming message.

Büyülü mesaj için teşekkür ederim.

Worked like a charm.

Bir büyü gibi işe yaradı.

Yeah, like a charm, my friend.

Tıpkı bir büyü gibi, dostum.

Click to see more example sentences
charm çekici olmak

You think you're real charming, don't you?

Çok çekici olduğunu düşünüyorsun değil mi?

I found him rather charming.

Neden? Onu oldukça çekici buldum.

It's really unfair to be this charming, isn't it?

Bu kadar çekici olmam gerçekten haksızlık değil mi?

Click to see more example sentences
charm tılsım

But it's a good luck charm.

Ama bu bir, iyi şans tılsımı.

It's your dad's good luck charm.

O babanın iyi şans tılsımı.

What a pretty holder or charm.

Ne güzel bir takı veya tılsım.

Click to see more example sentences
charm çekicilik

So, this is the famous Arthur Campbell charm offensive.

Demek bu ünlü Arthur Campbell çekicilik saldırısı.

Kind of has a Manson family charm.

Bir çeşit Manson ailesi çekiciliği var.

The charm that "S" possesses is like a sword for him.

S"in sahip olduğu çekicilik onun için bir kılıç gibi.

Click to see more example sentences
charm cazibe

It's part of your charm, I guess.

Bu senin cazibenin bir parçası, sanırım..

Yeah, that stuff you got me on the, uh whatever it is it's, uh, working like a charm.

Evet, beni var bu şeyler, ah her neyse bu, uh, bir cazibe gibi çalışıyor.

It's a crystal charm, man.

Bu, billur bir cazibe dostum.

Click to see more example sentences
charm büyüleyici olmak

And who might this charming young lady be?

Ve bu büyüleyici genç bayan kim olabilir?

I think it was something really charming

Ama sanırım gerçekten büyüleyici bir şey olmuştu.

I mean, charming quite charming forest.

Yani büyüleyici oldukça hoş orman demek istedim.

Click to see more example sentences
charm muska

You gave her a charm, didn't you?

Ona bir muska verdin, değil mi?

Not just spells or charms.

Sadece büyüler, muskalar değil.

That anti-demon-violence charm I used down at Karitas?

Şu Karitas'ta kullandığım iblis şiddetini engelleyen muskayı.

charm sevimlilik

Underneath all that happy lovability and charm is a brutal sadist.

O mutlu sevimlilik ve çekiciliğin altında vahşi bir sadist yatıyor.

And the charm's an illusion, believe me.

Ayrıca inan bana sevimliliği bir ilizyon.

charm karizma

Winning personality, heaps of charm.

Kazanan bir kişilik, ve karizma dolu.

charm nazarlık

What a pretty holder or charm or whatever it is.

Ne güzel bir takı, nazarlık, ya da her neyse.