English-Turkish translations for check:

kontrol · kontrol etmek · bakmak · çek, çekin · hesap · ara · çek yazmak · durdurmak · incelemek · tutmak · şah · kontrol belgesi · birden durdurmak · inceleme · işaretli · denetim · ekose · onay · fiş · marka · fatura · denetleme · gözden geçirmek · önlemek · other translations

check kontrol

That's very good, because she probably told somebody, and they're gonna come out here and check it out.

Bu çok iyi, çünkü o muhtemelen birilerine söyledi, ve onlar buraya gelip bunu kontrol edecekler.

Go check the other room.

Git diğer odayı kontrol et.

I didn't tell him anything just checked him out

Ona bir şey söylemedim. Sadece bir şeyi kontrol ettim.

Click to see more example sentences
check kontrol etmek

It's not a bad idea to check it out, huh?

Bunu kontrol etmek kötü bir fikir değil, değil mi?

Oh, look, check it out!

Oh, bak, kontrol et!

Did you check the office?

Ofisi kontrol ettin mi?

Click to see more example sentences
check bakmak

I thought the same thing, but check this out.

Ben de aynı şeyi düşündüm ama şuna bir bak.

Let's check this out.

Hadi şuna bir bakalım.

Baby, check this out.

Bebeğim şuna bir bak.

Click to see more example sentences
check çek, çekin

Wait a minute, is that actually a check for him?

Dur bir dakika, o şey gerçekten o adam için bir çek mi?

Write me a check.

Bana bir çek yaz.

This is quite a check.

Bu çok yüklü bir çek.

Click to see more example sentences
check hesap

All right, just the check then.

Tamam, sadece hesap o zaman.

Why do you choose such a place to check your account?

Neden hesabını kontrol etmek için böyle bir yer seçtin?

Miss, check please.

Bayan, hesap lütfen.

Click to see more example sentences
check ara

All right, check it out and call me back.

Tamam kontrol et ve beni tekrar ara.

My dad's gonna call every half hour to check in on me.

Babam, beni kontrol etmek için her yarım saatte bir arayacak.

But meanwhile, I'll check into it for you, sir.

Fakat bu arada, senin için bir bakayım, efendim.

Click to see more example sentences
check çek yazmak

Tell you what: I'll write you a check.

Bak ne diyeceğim, sana bir çek yazayım.

Yep, and I'm gonna write you a check. Yes, yes, a huge check.

Evet! ve Size bir çek yazacağım. evet evet Büyük bir çek.

Next year, just write me a check.

Gelecek yıl bana sadece bir çek yazın.

Click to see more example sentences
check durdurmak

Wait a minute, is that actually a check for him?

Dur bir dakika, o şey gerçekten o adam için bir çek mi?

Whoa, whoa, whoa, hey, check this out!

Hop, dur, hop, hey, şuna bir bak!

Let me just check something.

Dur, bir şeyi kontrol edeyim.

Click to see more example sentences
check incelemek

We checked Henry's phone records.

Henry'nin telefon kayıtlarını inceledik.

But we checked robert's blood samples.

Ama Robert'ın kan örneklerini inceledik.

Ms. Drake, we checked the doll hospital's phone records.

Bayan Drake, bebek hastanesinin telefon kayıtlarını inceledik.

Click to see more example sentences
check tutmak

Why is it suddenly so important for everyone to keep me in check?

Neden bir anda beni kontrol altında tutmak herkes için bu kadar önemli oldu?

Keep this area secure; we want to check it again.

Bu alanı güvenli tutun; Tekrar kontrol etmek istiyoruz.

The King keeps him in check.

Kral onu kontrol altında tutuyor.

Click to see more example sentences
check şah

Check, Agent gibbs.

Şah, Ajan Gibbs.

One move and you've check mated me, Your Highness.

Bir hamle ve beni şah-mat yaptınız Majesteleri.

Mr. Volkoff. You're still in check, ELECTRONlC VOlCE: If this is Mr. Volkoff.

Hâlâ şah durumundasınız Bay Volkoff, eğer kararınız buysa Bay Volkoff

Click to see more example sentences
check kontrol belgesi

I checked all the death certificates.

Tüm ölüm belgelerini kontrol ettim.

Note that Mr. Munceford's credentials have been checked and log him aboard.

Bay Munceford'un belgelerinin kontrol edildiğini not al ve onu gemiye kaydet.

AC, check the LuthorCorp manifests.

A.C., LuthorCorp'un belgelerini kontrol et.

Click to see more example sentences
check birden durdurmak

Wait a minute, is that actually a check for him?

Dur bir dakika, o şey gerçekten o adam için bir çek mi?

No. Let me check you out.

Dur, seni bir kontrol edeyim.

Whoa, whoa, whoa, hey, check this out!

Hop, dur, hop, hey, şuna bir bak!

Click to see more example sentences
check inceleme

Ryan and esposito are checking banks now.

Ryan ve Esposito şu an banka hesaplarını inceliyor.

Sam, check Kim's medical records.

Sam, Kim'in tıbbi raporlarını incele.

Willow,. .check the student files.

Willow, öğrenci dosyalarını incele.

Click to see more example sentences
check işaretli

Oh for nine, Linden, plus all the ones the unis checked.

Oh dokuz için, Linden, artı unis işaretli tüm olanları.

I checked, no sign of I should cancel my date.

L kontrol, hiçbir işaret Ben benim tarih iptal gerekir.

Checked adoption agencies, orphanages.

İşaretli evlat edinme ajansları, yetimhaneler.

Click to see more example sentences
check denetim

Captain would like a check-in every four millicentons on the emergency frequency.

Kaptan her dört milicentonda bir acil frekansında bir denetim yapacak.

Checks and balances, yes, I remember.

Denetim ve denge, evet, hatırlıyorum.

Computer, run a self-diagnostic and check quantometer calibration.

Bilgisayar, hata denetimi yap ve kuantum sayacının ayarlarını kontrol et.

check ekose

I was cutting a nice muted check hacking jacket for Lord Braeburn.

Lord Brabourne için soIgun ekose kumaştan bir binici ceketi biçiyordum.

Checked, collared shirt underneath, black sneakers.

İçinde ekose gömlek, altında siyah spor ayakkabılar.

check onay

Me and my, uh, partner over here, we'll go check out Stanfill.

Beni ve benim, ah, buraya ortağı, biz gideriz onay dışarı Stanfill.

That coat-check girl is rude.

Bu ceket-onay kız kaba.

check fiş

Rita, bring me those checks.

Rita, bana fişleri getir.

I'll check the files, you check the microfiche.

Ben dosyalara bakayım, sen mikro fişlere bak.

check marka

And while we check, Mark stays here.

Kontrol ederken de Mark burada kalacak.

Mark Solano, renewal check.

Mark Solano, yenileme çekiniz.

check fatura

Anyway, I sent him the bill, and he sent me this check.

Her neyse, faturayı ona gönderdim o da bana bu çeki gönderdi.

You wait here a sec while I check them receipts.

Ben faturaları kontrol ederken sen burada bir dakika bekle.

check denetleme

It's a pilot-check flight.

Hayır bu bir denetleme uçuşu.

check gözden geçirmek

Check your drag co-efficient, Crichton.

Sürüklenme katsayını gözden geçir, Crichton.

check önlemek

It's just to check things out. You know, preventive measures.

Sadece bazı şeyleri kontrol etmek için. bilirsin, önleyici tedbirler.