English-Turkish translations for chill:

sakinleşmek · soğuk · titreme · üşüme · ürperti · korkutmak · rahatlamak · other translations

chill sakinleşmek

Look, just chill out, and I'll go get you some tea.

Bak, sadece sakin ol, ben de gidip sana çay getireyim.

Billy, chill, it's just a video.

Sakin ol Billy. Sadece bir video kaset.

Hey, everybody chill out!

Hey, herkes sakin olsun!

Click to see more example sentences
chill soğuk

I got a limo outside, a bottle of chilled cristal.

Dışarıda bir limuzin ve bir şişe soğuk "Cristal" var.

All right, little man, chill.

Pekâlâ, küçük adam, soğuk.

Hey, chill, man.

Hey soğuk adam.

Click to see more example sentences
chill titreme

You experience nausea, chills and tingling?

Mide bulantısı, üşüme ve titreme mi?

Sweat, chills, nausea, pain and craving.

Ter, titreme, bulantı, ağrı ve kriz!

Sometimes a fever can cause chills.

Ateş, bazen titremeye neden olabilir.

Click to see more example sentences
chill üşüme

No persistent cough, chills, or excess sweating.

İnatçı öksürük, üşüme ya da terlemesi yok.

Sudden chills and light sensitivity.

Ani üşüme ve ışık hassasiyeti.

You experience nausea, chills and tingling?

Mide bulantısı, üşüme ve titreme mi?

Click to see more example sentences
chill ürperti

You gave me a chill.

Bana bir ürperti verdin.

I suddenly felt a chill.

Birden bir ürperti geldi.

Every inert body gives me a chill.

Her atıl vücut bana ürperti veriyor.

Click to see more example sentences
chill korkutmak

Yeah, but I'm totally chill.

Evet, ama çok korkuyorum.

Mario, chill, she's scared.

Mario, sakin ol. O korkuyor.

That's chilling, actually.

Bu korkutucu aslında.

chill rahatlamak

I'm gonna be chilling tonight, where you gonna be?

Ben bu gece rahatlayacağım, sen nerede olacaksın?

I guess I'm more chilled.

Sanırım daha çok rahatladım.

Just staying home, chill-laxin'.

Sadece evde kalıp rahatlıyorum.