English-Turkish translations for choice:

seçim · seçenekli, seçenek · tercih · seçme · mükemmel · seçim hakkı · şans · çare · seçme hakkı · seçmeli · kaliteli · other translations

choice seçim

But this is a different moment, and it's a chance to make a different choice.

Ama şimdi farklı bir an, Ve farklı seçimler yapmak için bir şans.

You made the right choice.

Doğru bir seçim yaptım.

It's a tough choice.

Bu zor bir seçim.

Click to see more example sentences
choice seçenekli, seçenek

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

It's a better choice.

Bu daha iyi bir seçenek.

Right now you have a choice.

Şu an bir seçeneğin var.

Click to see more example sentences
choice tercih

I guess there's only one right choice, isn't there?

Sanırım burada yalnızca tek bir doğru tercih var, değil mi?

Life has taught me that there's always a choice.

Hayat bana her zaman bir tercih şansı olduğunu öğretti.

It's a choice, man.

Bu bir tercih dostum.

Click to see more example sentences
choice seçme

It's not the same now, you don't have any choice

Bu aynı şey değil ve seçme şansın yok.

It means you have a choice.

Bir seçme şansın var demek.

Maybe I don't have a choice, all right?

Belki de seçme şansım yoktu, değil mi?

Click to see more example sentences
choice mükemmel

Yeah, 'cause you're smart. And you're a great dad, and what other choice do you have?

Evet, çünkü sen akıllısın ve mükemmel bir babasın, ayrıca başka bir şansın da var ki?

But for you, I was the perfect choice.

Ama sizin için ben mükemmel bir seçimdim.

Well, yes Perfect choice for my little show.

Evet Küçük dizim için mükemmel bir seçim.

Click to see more example sentences
choice seçim hakkı

Gives him a choice, which is important for a patient, isn't it?

Ona bir seçim hakkı vermek, bir hasta için önemli olan bu değil mi?

But you also have a choice.

Ama senin de seçim hakkın var.

I didn't have a choice about what to become.

Ne olacağım hakkında bir seçim şansım yoktu.

Click to see more example sentences
choice şans

But this is a different moment, and it's a chance to make a different choice.

Ama şimdi farklı bir an, Ve farklı seçimler yapmak için bir şans.

Give me a choice, huh?

Bana bir şans ver, ha?

Instead of a second chance, we give her a choice.

İkinci bir şans yerine ona bir seçme şansı sunalım.

Click to see more example sentences
choice çare

What other choice do we got?

Ne başka çaresi var mı?

We have no choice, right?

Başka çaremiz yok, tamam mı?

Anyway, what choice do we have?

Hem başka çaremiz var mı?

Click to see more example sentences
choice seçme hakkı

Other people have a choice.

Diğer insanların seçme hakkı var.

Well, it's one big space, but you have a choice couch or tub.

Büyük bir yer. ama seçme hakkın var. Kanepe veya küvet.

I'm offering you a simple choice.

Sana basit bir seçme hakkı sunuyorum.

Click to see more example sentences
choice seçmeli

Because I have got a multiple choice question for you.

Çünkü benim sana çoktan seçmeli bir sorum var.

True and false, multiple choice, short answer.

Doğru yanlış, çoktan seçmeli, kısa cevap.

Maybe it'll be multiple choice.

Belki de çoktan seçmeli olur.

choice kaliteli

Vintage Select Beef, excellent choice.

Kaliteli sığır seçimi, mükemmel seçim.