English-Turkish translations for circumstance:

şart · koşul · durum · olay · vaka · vaziyet · other translations

circumstance şart

Paul, if a guy like you and a guy like me met under different circumstances,

Paul, senin gibi bir adam, benim gibi bir adamla farklı şartlar altında tanışsaydı

I consider that quite a generous offer under the circumstances.

Bence bu şartlar altında oldukça cömert bir teklif.

It disappeared under mysterious circumstances some months back.

Birkaç ay önce gizemli şartlar altında ortadan kayboldu.

Click to see more example sentences
circumstance koşul

I think under different circumstances you and I probably still would've hated each other.

Bence farklı koşullar altında sen ve ben muhtemelen yine birbirimizden nefret ederdik.

But another day, in other circumstances a lot could happen between us.

Ama başka bir gün, farklı koşullarda bizim aramızda çok şey olabilir.

Just wish it was under better circumstances.

Ama keşke daha iyi koşullar altında olsaydı.

Click to see more example sentences
circumstance durum

How nice to see you again, under the circumstances.

Bu durumda, seni tekrar görmek ne kadar güzel.

Yeah he's fine under the circumstances.

Evet, bu koşullar altında gayet iyi durumda.

Despite the circumstances. Tell me something good.

Bu duruma rağmen bana iyi bir şey söyle.

Click to see more example sentences
circumstance olay

In a shocking incident, a Sergeant of the New York Police Department was found dead last night under gruesome circumstances.

Olaydan şok olan bir çavuş New York Polis Departmanı.. Dün gece korkunç bir şekilde ölü olarak bulundu.

Silenced by tragic circumstance.

Trajik bir olay sonucu susturuldu.

circumstance vaka

Ms. West, there are extenuating circumstances in this case.

Bayan West, bu vakada hafifletici sebepler var.

circumstance vaziyet

Nine years ago, fate or circumstance brought Malysh and me together.

Dokuz yıl önce ya kader ya da vaziyet Malysh'le beni bir araya getirdi.