cities

Bad men wanted to come into this city and do terrible things, but your father stopped them.

Kötü adamlar bu şehre gelmek ve korkunç şeyler yapmak istiyordu ama senin baban onları durdurdu.

This city isn't the best place for me.

Bu şehir benim için en iyi yer değil.

Let's spend the night in the city, and we'll do something special tomorrow, just you and me, okay?

Bu geceyi şehirde geçirelim, ve yarın özel bir şeyler yapalım, sadece sen ve ben, tamam mı? Tamam.

There's a lot of strange people in this city.

Bu şehirde bir sürü tuhaf insan var.

This is a very important case, Raymond, to me, and to the city of New York.

Bu çok önemli bir dava, Raymond. Hem benim için hem de New York şehri için.

This is a message of hope for a better tomorrow, and it begins here, in Promise City.

Bu bir umut mesajı daha iyi bir yarın için, ve tam burada başlıyor, Vaat Şehri'nde.

Tomorrow you'll be in a new city, have a new name.

Yarın yeni bir şehir de, yeni bir ismin olacak.

I know everything about this city.

Bu şehir hakkında her şeyi biliyorum.

This is a message of hope, for a better tomorrow, for a new world, and it begins here, in this city of hope.

Bu bir umut mesajı daha iyi bir yarın için, yeni bir dünya için, ve burada başlıyor, tam burada umut şehrinde.

No, the Wayne plan is best for this city and, more importantly, for the people of this city.

Hayır, Wayneler'in planı şehrimiz için en iyisi ve daha da önemlisi bu şehrin insanları için en iyisi.