English-Turkish translations for city:

şehirli, şehir · belediye · kent · merkez · kasaba · ilçe · şehir halkı · other translations

city şehirli, şehir

Bad men wanted to come into this city and do terrible things, but your father stopped them.

Kötü adamlar bu şehre gelmek ve korkunç şeyler yapmak istiyordu ama senin baban onları durdurdu.

I'm a New York City

Bak, ben New York Şehri

What city and state, please?

Şehir ve eyalet lütfen?

Click to see more example sentences
city belediye

Oliver Thomas, president of the city council, probably the next mayor if he wants it.

Oliver Thomas. Belediye meclisi başkanı. İsterse, büyük bir ihtimalle bir sonraki belediye başkanı.

Oh, it's just a new city policy.

Bu sadece yeni bir belediye politikası.

He now works for the mayor, defending the city from giant robots.

Şimdi belediye başkanı için çalışıyor ve dev robotlardan şehri koruyor.

Click to see more example sentences
city kent

This is a great deal for the people of Bolton Village and it's a great deal for the city of New York.

Bu Bolton Village halkı için önemli bir anlaşma ve New Yok kenti için de önemli bir anlaşma.

All that city

Bütün şu kent

A warm city benefits birds in other ways, too.

Sıcak bir kentin kuşlara başka faydaları da var.

Click to see more example sentences
city merkez

I'm officer Stephanie and this is officer Shawn With the Caprica City Police.

Ben Caprica Şehir Polis merkezinden memure Stephanie ve bu da memur Shawn.

Into the city, Master Bruce.

Şehir merkezine doğru Efendi Bruce.

Today's birthday guest is Trip Faraday's father, Detective Vincent Faraday of the Palm City police department.

Bugünün doğum günü konuğu Trip Faraday'in babası Palm City polis merkezinden Dedektif Vincent Faraday.

Click to see more example sentences
city kasaba

She lives in a big city, but to her, it's a small town.

Büyük bir şehirde yaşıyor ama ona göre bura küçük bir kasaba.

Every town and city around the world has a place where the wise men gather.

Dünyadaki her kasaba ve şehirde bilge adamların bir araya geldiği bir yer vardır.

This city, I'm running this town, hey

Bu şehri, bu kasabayı idare ederim, hey.

Click to see more example sentences
city ilçe

There's nothing in the City archive, nor County, I checked.

Şehir arşivinden de ilçe arşivinden de bir şey çıkmadı. Kontrol ettim.

And the tribe will counter-sue the department, the city, and county for jurisdictional violation.

Ve kabile de emniyeti, ilçeyi ve şehri yetki ihlali yüzünden karşı dava edecekler.

city şehir halkı

Jobs for people of this city.

Bu şehrin halkı için işler.

The City had became much safer for residents.

Şehir halk için daha güvenli hale gelmişti.