English-Turkish translations for claim:

iddia · iddia etmek · hak · talep · istemek, istem · davası, dava · hak iddia etmek · talep etmek · istek · hak talep etmek · alacak · sahip çıkmak · almak · other translations

claim iddia

Actually, it's an excellent claim, but unfortunately I can't consider a visa application.

Açıkçası mükemmel bir iddia, ama ne yazık ki vize başvurusunu dikkate alamam.

Exactly what does she claim happened?

Tam olarak ne olduğunu iddia ediyor?

And he claims he knows everything about his tenants.

Ve kiracıları hakkında her şeyi bildiğini iddia ediyor.

Click to see more example sentences
claim iddia etmek

This retired military doctor, General Jonah Doyle claims he was part of the first test five years ago.

Bu emekli ordu doktoru, General Jonah Doyle beş sene önceki ilk testin parçası olduğunu iddia ediyor.

Well, she claims she did it to help us.

Bize yardım etmek için yaptığını iddia ediyor.

This man showed up at my hotel last night claiming to be me.

Bu adam dün gece otelde ben olduğunu iddia ederek bana geldi.

Click to see more example sentences
claim hak

Your blog is about women finding their authentic journey and claiming their true power.

Blogunuz kadınlar hakkında kendi otantik yolculuk bulma ve gerçek güç iddia.

But it's my claim.

Ama bu benim hakkım.

Something about a lawsuit and falsified insurance claims.

Bir dava ve sahte sigorta iddiaları hakkında.

Click to see more example sentences
claim talep

And every young prince with a claim to the throne Is another flag.

Ve taht talebi olan her genç prens başka bir bayraktır.

And Ludovico Sforza lives to fight another day and he has a rightful claim to Naples.

Ludovico Sforza başka bir gün savaşmak için yaşıyor ve Napoli'yi talep etme hakkı var.

This is your client's claim, right?

Bu sizin müşterinizin talebi, değil mi?

Click to see more example sentences
claim istemek, istem

Kirk may have a better claim technically, but Luke wants it more. But

Kirk'ün teknik olarak daha iyi bir dayanağı olabilir ama Luke daha fazla istiyor.

Hey you who claims to be my father.

Hey sen. kim benim babam olmak ister

Who would claim such a man?

Böyle bir adamı kim ister?

Click to see more example sentences
claim davası, dava

Divorce case, a tax appeal, and an important marine insurance claim.

Boşanma davası, bir vergi itirazı, ve önemli bir denizcilik sigorta ödemesi.

Mrs. Florrick, Mr. Agos, I'm sorry, but blood feud is a very specific claim, and I'm just not seeing enough here to support it.

Bayan Florrick, Bay Agos, özür dilerim, ancak kan davası çok spesifik bir iddia, ve ben bunu destekleyecek kadar yeterli bir şey göremiyorum.

Something about a lawsuit and falsified insurance claims.

Bir dava ve sahte sigorta iddiaları hakkında.

Click to see more example sentences
claim hak iddia etmek

And he claims he knows everything about his tenants.

Ve kiracıları hakkında her şeyi bildiğini iddia ediyor.

Did you stake a claim?

Bir hak iddia ettin mi?

You making a claim on this money?

Bu para üzerinde hak iddia ediyorsun?

Click to see more example sentences
claim talep etmek

And Ludovico Sforza lives to fight another day and he has a rightful claim to Naples.

Ludovico Sforza başka bir gün savaşmak için yaşıyor ve Napoli'yi talep etme hakkı var.

We claimed asylum but we were rejected.

Sığınma hakkı talep ettik ama reddedildi.

Now it claimed a victim.

Şimdi bir kurban talep etti.

Click to see more example sentences
claim istek

No, the way he's playing this behind all the false claims, there's a real agenda. And it's personal.

O bunu böyle oynuyor, tüm yanlış isteklerinin ardında gerçek bir ajanda var ve bu kişisel.

No, that's what you claim.

Hayır, bu senin isteğin.

claim hak talep etmek

And Ludovico Sforza lives to fight another day and he has a rightful claim to Naples.

Ludovico Sforza başka bir gün savaşmak için yaşıyor ve Napoli'yi talep etme hakkı var.

We claimed asylum but we were rejected.

Sığınma hakkı talep ettik ama reddedildi.

claim alacak

Who's claiming you, Seward?

Seni kim alacak Seward?

claim sahip çıkmak

But nobody would claim him, so I brought him home.

Fakat kimse ona sahip çıkmadı, ben de onu eve getirdim.

claim almak

Suzanne Cummings has arrived to claim Walt's body.

Suzanne Cummings, Walt'un cesedini almak için geldi.