English-Turkish translations for climb:

tırmanmak, tırmanış, tırmanan · tırmanma · çıkmak · merdiven · inmek · atlamak · yükselmek · other translations

climb tırmanmak, tırmanış, tırmanan

Don Juan, escaping, climbed a wall and found himself in a cemetery.

Don Juan, kaçarken bir duvarı tırmandı ve kendini bir mezarlıkta buldu.

Please, please just climb.

Lütfen, lütfen tırman sadece.

Climb to her chamber, kiss and comfort her!

Odasına tırman, onu öp ve teselli et

Click to see more example sentences
climb tırmanma

Okay, tequila and rock climbing, I'm not exactly sure that's the best combination.

Tamam, tekila ve tırmanma. En iyi kombinasyon olduğuna pek emin değilim

Who's coming climbing this weekend?

Tırmanmaya bu hafta sonu kim geliyor?

And, uh, that was for Neil's rock climbing party for Graham.

O Neil'in Graham için yaptığı kaya tırmanma partisi içindi.

Click to see more example sentences
climb çıkmak

Climbing the stairs is the best part, right?

En güzel kısmı merdiven çıkmak, değil mi?

It's like climbing Mount Everest with a really good Sherpa.

Everest tepesine çok iyi bir şerpa ile çıkmak gibi bir şey.

Climb trees, throw rocks, go fishing.

Ağaçlara tırman, taş at, balığa çık.

Click to see more example sentences
climb merdiven

There's a ladder. Only one person can climb up at a time.

Orada bir merdiven var ama bir kerede sadece bir kişi tırmanabilir.

ls there a ladder there, or something we can climb with?

Tırmanmak için merdiven ya da benzeri bir şey var orada?

Like a blind man climbing a staircase that leads nowhere.

Kör bir adamın hiç bir yere gitmeyen bir merdivene tırmanması gibi.

Click to see more example sentences
climb inmek

But apparently people are climbing over each other to incite Dennis Cochrane's execution.

Ama insanlar belli ki Dennis Cochrane'in infazı için birbirlerini eziyorlar.

And, uh, that was for Neil's rock climbing party for Graham.

O Neil'in Graham için yaptığı kaya tırmanma partisi içindi.

Just climb down.

Sadece aşağı in.

Click to see more example sentences
climb atlamak

Come on, climb in the cab and go home.

Hadi ama, taksiye atla ve evine git.

Climb over and get help!

Atla ve yardım çağır!

Gandalf, climb on!

Gandalf! Atla haydi!

Click to see more example sentences
climb yükselmek

She kept screaming, and her heart rate kept climbing.

O çığlık atıyordu, ve onun kalp ritmi yükseliyordu.

Blood pressure climbing.

Kan basıncı yükseliyor.

Her heart rate's climbing.

Kalp atım hızı yükseliyor.

Click to see more example sentences