English-Turkish translations for close:

yakın, yak, yakmak · kapalı · kapamak, kapatma, kapatmak · kadarcık · yakından · yaklaşmak · kapanış, kapanmak · dikkatli · son · yakın birbirine yakın · sıkı · şehir · dar · hemen hemen · neredeyse · bitirmek · yakınlık · bağlantılı · sonuç · geçit · kesmek · saklı · samimi · kilitlemek · etrafını çevirmek · nihayet · sıkışık · ketum · other translations

close yakın, yak, yakmak

Uh, someone close to me was killed, and that just changed things and changed me.

Bana yakın olan biri öldürüldü ve bu benim için bir şeyleri değiştirdi.

I've never been this close to a human before

Daha önce bir insana bu kadar yakın olmamıştım.

But that's really close.

Hayır, ama çok yakın.

Click to see more example sentences
close kapalı

Now, that office was closed yesterday, but there was a call made from there about an hour ago.

Şimdi, o ofis dün kapalıydı, ama yaklaşık bir saat önce oradan bir arama yapılmış.

But open your arms and close your eyes tight

Ama kollarını ve gözlerini sımsıkı kapa

Do me a favour, just close your eyes.

Bana bi iyilik yap, sadece gözlerini kapa.

Click to see more example sentences
close kapamak, kapatma, kapatmak

Just close your eyes and hold my hand, I'll show you something wonderful

Sadece gözlerini kapat ve elimi tut, sana harika bir şey göstereceğim.

Close the door for me

Benim için kapıyı kapat.

Turn and close your eyes.

Dön ve gözlerini kapat.

Click to see more example sentences
close kadarcık

I'm worried about him because he's your brother, and I know how close you are.

Onun için endişeleniyorum, çünkü o senin kardeşin, ve ona ne kadar yakın olduğunu biliyorum.

And we're not that close.

O kadar yakın değiliz.

Don't sit so close to me, Charlie.

Bana bu kadar yakın durma, Charlie.

Click to see more example sentences
close yakından

And watch him close. Do you hear me?

Ve onu yakından izle, beni duyuyor musun?

that's too close.

Bu çok yakındı.

Or he'll be very close.

Ya da çok yakında olacaktır.

Click to see more example sentences
close yaklaşmak

Come here, close to me.

Buraya gel, yaklaş bana.

That's very, very close.

Çok, ama çok yaklaştın.

This is too close.

Bu artık çok yaklaştı.

Click to see more example sentences
close kapanış, kapanmak

Three days ago, she called me and said she was closing in on someone.

Ve o birisi üzerinde kapanış söyledi Üç gün önce beni aradı.

Look, Danny, whenever a door closes, another opens, okay?

Bak Danny, bir kapı kapandığında başka bir kapı açılır, tamam mı?

Dude, it is almost closing time.

Oğlum neredeyse kapanış zamanı geldi.

Click to see more example sentences
close dikkatli

Now, ladies and gentlemen, please pay close attention.

Şimdi, bayanlar ve baylar lütfen dikkat ediniz.

Be very careful, because you're that close from losing that girl.

Çok dikkatli ol çünkü o kızı kaybetmeye bu kadar yakınsın.

Get me in close, but be careful.

Beni yakına götür ama dikkatli ol.

Click to see more example sentences
close son

The last few years, we became very close friends.

Son birkaç yıldır çok iyi arkadaş olduk.

The family may be fractured, but Michelle and her sister Nicole were extremely close.

Aile parçalanmış olabilir fakat Michelle ve kız kardeşi Nicole son derece yakınlarmış.

and the victim's eyes will close forever in the Sleeping Death.

ve kurbanın gözleri kapanacak sonsuza kadar Uyuyan Ölüm içerisinde.

Click to see more example sentences
close yakın birbirine yakın

Summer comes and it's very hot, two kids were born close to each other.

Yaz gelir, çok sıcak olur, iki çocuk doğdular birbirine yakın

That's not even close.

Birbirine yakın bile değil.

But his eyes are close together.

Ama gözleri birbirine çok yakın.

Click to see more example sentences
close sıkı

Hold me tight and close your eyes.

Bana sıkıca sarıl ve gözlerini kapa.

Hang on, close your eyes.

Sıkı dur, gözlerini kapat.

Close them tight, okay?

Sıkıca kapa, tamam mı?

Click to see more example sentences
close şehir

Has no close friends in town.

Şehirde hiç yakın arkadaşı yok.

Close the gates to the city take some men and find that monk.

Şehre Kapıları kapatın. Bazı adam al. Ve bu keşiş bulmak.

The city and how close we are to absolute chaos?

Şehri ve mutlak bir kaosa ne kadar yakın olduğumuzu?

Click to see more example sentences
close dar

Don't be so close-minded about it.

Bu konuda, bu kadar dar görüşlü olma.

Insert somewhere close, preferably moist, thrust, repeat.

Dar bir yere sok, tercihen nemli, itekle, tekrarla.

Why do you have to be so close-minded?

Niye bu kadar dar görüşlü olmak zorundasın?

Click to see more example sentences
close hemen hemen

Close the door! Close it now!

Kapıyı kapat! hemen şimdi kapat!

And I'd hold him close, and I'd kiss him right in front of everybody.

Ve ben, ona yakın tutardı ve ben onu öpmek istiyorum hemen önünde herkesin.

Just close the door.

Kapat şu kapıyı hemen.

Click to see more example sentences
close neredeyse

The other night, we were getting close, and something almost happened, but then he stopped.

Geçen gece, biz yakınlaştık, ve bir şeyler neredeyse oluyordu, ama sonra o durdu.

That bar closed about a year ago.

O bar neredeyse bir yıldır kapalı.

Every week, we almost close.

Her hafta neredeyse kapatıyoruz.

Click to see more example sentences
close bitirmek

Now go and close the deal, all right?

Şimdi git ve işi bitir, tamam mı?

Jesus, Mary spotless rose, keep us till this day doth close

İsa, Meryem, El değmemiş Gül, Bu gün bitene kadar bizi yanında tut.

Close your eyes and this'll be over.

Gözlerini kapa ve bu bitsin.

Click to see more example sentences
close yakınlık

Hot water, central heating, close to work!

Sıcak su, merkezi ısıtma, işe yakınlık!

And how exactly would you characterise this closeness?

Peki bu yakınlığı tam olarak nasıl izah edersin?

You feel the closeness, don't you? Yeah.

Yakınlığı sen de hissediyorsun, değil mi?

Click to see more example sentences
close bağlantılı

Souls who are closely related in one lifetime. tend to be in another lifetime.

Yakından bağlantılı Ruhlar bir ömür boyu. Başka bir hayatta olma eğilimindedir.

A friend With close connections to the FBl

FBI ile yakın bağlantısı olan bir dosta.

That's close enough to be related.

Bu bağlantılı olması için yeterli.

Click to see more example sentences
close sonuç

Unfortunately next time, Superman super close will have super deadly results.

Maalesef bir sonraki sefere, Süpermen süper yakın olmanın süper ölümcül sonuçları olacak.

And as a result, we're not even that close.

Ve sonuç olarak, artık o kadar yakın bile değiliz.

You and Sheridan are fairly close, aren't you?

Sen ve Sheridan sonuca epey yaklaştınız, değil mi

Click to see more example sentences
close geçit

That door is closed forever.

Bu geçit sonsuza dek kapandı.

Wait, wait, hold on, is that when the time portal closes, at dawn?

Bekle, bekle. Zaman geçidi o zaman kapanacak? Şafakta mı?

Have all the mainline crossings been closed?

Ana hattaki bütün geçitler kapatıldı mı?

Click to see more example sentences
close kesmek

Just, stop talking and close your eyes, okay?

Konuşmayı kes ve gözlerini yum, tamam mı?

Marisol, shut up and close the damn door!

Marisol, kes sesini ve lanet olası kapıyı kapa!

Cut, suture and close.

Kesmek, dikmek ve kapatmak.

close saklı

They got a hidden room under this closed ride.

Bu kapalı yolun altında saklı bir oda var.

Jules Kiki Cobb, do not close

Jules Kiki Cobb, sakın kapatma

Come on, like 'closed' closed!

Hadi ama! Sakın bakma! Kapattım.

close samimi

He and I were never close, sir.

O ve ben samimi değildik efendim.

Brick and I aren't that close.

Brick ve ben o kadar samimi değiliz.

close kilitlemek

Quickly, the door is closed and locked.

Çabuk bir şekilde kapıyı kapattı ve kilitledi.

Mr. Warren close the window, and lock the screen.

Bay Warren Pencereyi kapatın ve teli kilitleyin.

close etrafını çevirmek

Police closing in on Michel Poiccard.

Polis Michel Poiccard'ın etrafını çevirdi.

close nihayet

I'm just saying that, close curtains.

Ben sadece diyorum Nihayet, perdeler.

close sıkışık

They closed Chechov bridge.

Köprüde trafik çok sıkışıktı.

close ketum

What does "Dub and Nino" mean, you closed-mouth son of a

Dub ve Nino" da ne demek, seni ketum orospu çocuğu.