closest

It's not a request, it's an order, by one of the man's closest friends: the mayor.

Bu bir istek değildi. Bu bir emirdi. Bu adamın çok yakın dostları var.

Yeah, I know that, but I'm the closest thing you got to family, okay?

Evet, biliyorum, ama senin için aileye en yakın olan benim, tamam mı?

So, since you are all our closest friends except you and you and you, now seems

Hepiniz bizim en yakın arkadaşımız olduğunuz için sen hariç ve sen ve sen

I need a woman's opinion and you're the closest thing I've got.

Bir kadının fikrine ihtiyacım var ve elimdeki en yakın şey de sensin.

I don't know how accurate that is, but that's the closest thing we've got.

Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum, ama elimizdeki en uygun şey bu.

My name is Will Mackenzie, and these are my closest friends.

Benim adım, Will Mackenzie. Ve bunlar da en yakın arkadaşlarım.

Where's the closest hospital?

En yakın hastane nerede?

Tom, uh, always said that Nick Brody was his closest friend.

Tom her zaman, Nick Brody'nin en yakın arkadaşı olduğunu söylerdi.

To protect the people closest to me.

Bana yakın olan insanları korumak için.

And look at that, it's the district closest to the city.

Ve şuna da bakın,.. bu bölge şehre en yakın olan yer.