English-Turkish translations for closet:

dolap · gizli · tuvalet · gömme dolap · gardrop · yüklük · gardırop · bölme · other translations

closet dolap

I have a hot blonde girlfriend, a closet full of designer clothes and a beach house.

Seksi sarışın bir kız arkadaşım, bir dolap dolusu özel tasarım kıyafetim ve sahilde bir evim var.

It's just a closet.

O sadece bir dolap.

If you need any more blankets there's plenty in the closet.

Daha fazla battaniyeye ihtiyacın olursa dolapta bir sürü var.

Click to see more example sentences
closet gizli

I mean, I'm sorry to say it, but he's actually a closet macho.

Demek istediğim, bunu söylediğim için üzgünüm ama o tam bir gizli maço.

And that's my fault, because I kept them hidden and quiet, because I was closeted and weak.

Bu benim suçum çünkü onları sessiz ve gizli kalmaya zorladım, çünkü güçsüz ve gizliydim.

I forgot you're a closet Christian.

Senin bir gizli hristiyan olduğunu unuttum.

Click to see more example sentences
closet tuvalet

There's only two closets in this trailer.

Bu karavanda sadece iki tuvalet var.

Murder hallucinations, flying babies, giant hellmouth in your closet

Cinayet halisünasyonları, uçan bebekler, tuvaletinde koca bir cehennem ağzı.

There's a room, a a janitor's closet.

Orada bir oda var, hizmetçi tuvaleti.

Click to see more example sentences
closet gömme dolap

There's a closet here.

Burda bir gömme dolap var.

It's got a great walk-in closet.

Çok büyük bir gömme dolabı var.

closet gardrop

I'm a professional closet organizer.

Ben profesyonel bir gardrop organizatörüyüm.

Good closet means good supplies.

İyi bir gardrop iyi yemek demektir.

closet yüklük

Closet, attic, the wine cellar.

Yüklük, tavan arası, şarap mahzeni.

closet gardırop

This is the master bedroom closet.

Bu büyük yatak odası gardırobu.

closet bölme

There's a small room inside the closet.

Dolabın içinde ufak bir bölme var.