English-Turkish translations for clothes:

kıyafetli · giysi · elbise · giyimli, giyim · çamaşır · örtüler · üst · üniforma · kiyafet · other translations

clothes kıyafetli

The clothes were beautiful, and you are beautiful, and that is something we need to celebrate.

Kıyafetler çok güzeldi, ve sende çok güzelsin, ve bu kutlamamız gereken bir şey.

I want lots of new clothes.

Bir sürü yeni kıyafet istiyorum.

And why I'm wearing these ridiculous clothes?

Ve neden bu saçma kıyafetleri giydim?

Click to see more example sentences
clothes giysi

Thanks so much for the clothes and the money and everything.

Giysiler, para ve her şey için çok teşekkür ederim.

And some clothes.

Ve bazı giysiler.

Sarah, we're here for clothes.

Sarah, giysiler için buradayız.

Click to see more example sentences
clothes elbise

We'll find a weapon or some blood on your clothes or something.

Biz bir silah ya da senin elbiselerin biraz kan ya da birşey bulacağız.

We'll get this, then we'll buy you those clothes

Al bunu, sonra sana o elbiseleri alırız.

Look at them no shame no clothes no respect.

Onlara bak ayıp yok elbise yok saygı yok.

Click to see more example sentences
clothes giyimli, giyim

No, he's got a clothes factory.

Hayır, bir giyim fabrikası var.

I got Biggie Slim records, Biggie Slim clothing.

Biggie Slim Kayıt Stüdyom, Biggie Slim Giyim'im var.

Was there any clothing with it?

Onunla herhangi bir giyim var mıydı?

Click to see more example sentences
clothes çamaşır

Then find some clean clothes for her and underwear, and dress her again.

Onun için temiz çamaşırları ve elbiseler bulun ve tekrar giydirin.

Anyway, I need to do my laundry, too, because these clothes are so dirty.

Neyse, benim de çamaşır atmam lazım çünkü bu kıyafetler çok pis.

A bed, a house, clean clothes

Bir yatak, bir ev, temiz çamaşırlar

Click to see more example sentences
clothes örtüler

Oh, I see patterned table cloths and oh, china figurines and oh, lace doilies doilies?

Süslü masa örtüleri ve Çin heykelleri dantel bardak altlıkları görüyorum. Bardak altlıkları.

I see patterned table cloths and china figurines and lace doilies

Süslü masa örtüleri ve Çin heykelleri dantel bardak altlıkları görüyorum.

look, the fields look like table cloth. ok? yeah.

Bak, tarlalar masa örtüsü gibi görünüyor. Tamam mı? Evet.

Click to see more example sentences
clothes üst

The clothes upstairs

Kıyafetler üst katta

These clothes are remarkable.

Bu elbiseler olağan üstü.

clothes üniforma

Clothes for the American army, uniforms.

Amerikan ordusu için elbiseler, üniformalar.

Industrial clothing, uniforms.

Endüstri giysileri, üniformalar.

clothes kiyafet

Clothes aren't important to you, but they're important to me.

Kiyafet senin için önemli degil ama benim için önemli.