English-Turkish translations for cold:

soğuk · soğukkanlı · üşümek · yapmacık · soğuk algınlığı · duygusuz · soğumuş · soğukluk · nezle · dondurucu · üşümüş · sıkıcı · bayat · uzak · sakin · üşüme · baygın · other translations

cold soğuk

Great, if you don't mind I would like something too could you bring me up some really really cold water?

Harika. Sakıncası yoksa ben de bir şey istiyorum. Bana gerçekten çok soğuk bir su getirebilir misin?

It's too cold for the fish, right?

Balıklar için çok soğuk değil mi?

Can't see it's cold and warm, and dark and light.

Göremiyorum, soğuk ve sıcak ve karanlık ve aydınlık.

Click to see more example sentences
cold soğukkanlı

Yeah, well, this one is a cold-blooded killer with a political message.

Evet, bu Anubis soğukkanlı bir katil ve politik bir mesajı var.

You're not a cold-blooded killer!

Soğukkanlı bir katil değilsin sen!

Not the cold-blooded killer, not the blank Slate.

Soğukkanlı bir katil değil Blank slate değil.

Click to see more example sentences
cold üşümek

Nothing, just a little cold.

Yok bir şey. Biraz üşüdüm.

This isn't working anymore, I'm cold.

Bu artık işe yaramıyor, üşüyorum.

Well, I'm also quite cold.

Ben de oldukça üşüdüm.

Click to see more example sentences
cold yapmacık

What are you doing out here in this cold?

Sen ne yapıyorsun burada bu soğukta ya?

He wasn't cold to me, maybe because we had a long conversation.

Bana karşı soğuk değildi. Belki çok uzun bir konuşma yaptığımız içindir.

Well, if that doesn't work, there's always a cold sonic shower.

Eğer bu işe yaramazsa, her zaman soğuk bir duş yapabilirsin.

Click to see more example sentences
cold soğuk algınlığı

Well, he had a pretty bad cold, but he's much better now.

Oldukça fena bir soğuk algınlığı geçirdi ama şimdi daha iyi.

You ever hear of anybody with a good cold?

Sen, hiç iyi soğuk algınlığı olan birini duydun mu?

One minor concussion, two cases of the common cold and six canceled appointments.

Ufak bir beyin sarsıntısı, iki soğuk algınlığı ve altı tane iptal edilmiş randevu.

Click to see more example sentences
cold duygusuz

Or is it because they're cold and emotionless and they don't feel anything?

Ya da soğuk ve duygusuz oldukları hiçbir şey hissetmedikleri için mi? Güvenli oldukları için!

That cold, hollow feeling is almost gone.

O soğuk, boşluk duygusu neredeyse gitti.

You're not cold and callous.

Sen soğuk ve duygusuz değilsin.

Click to see more example sentences
cold soğumuş

It's a bit cold, isn't it?

Hava biraz soğudu, değil mi?

It's cold, let's go home.

Hava soğudu, eve gidelim.

Anyway it's turned cold and rainy here lately but I like winter.

Her neyse. Son zamanlarda, hava soğudu ve yağmurlu ama ben kışı severim.

Click to see more example sentences
cold soğukluk

This soothing coldness, the stillness, I mean, it's really a beautiful thing.

Huzur verici bir soğukluk durgunluk. Demek istediğim bu gerçekten harika bir şey.

There's only coldness and shadows.

Sadece soğukluk ve gölgeler var.

This coldness is not normal.

Bu kadar soğukluk normal değil.

Click to see more example sentences
cold nezle

Hey, kid, you'll catch cold.

Hey evlat, nezle olacaksın.

Two houses, no roofs, salt and pepper hair, and a cold.

İki ev, çatıları yok tuz biber saç ve nezle.

It wasn't a bad cold, not even a fever.

Kötü bir nezle değildi, ateşi bile yoktu.

Click to see more example sentences
cold dondurucu

It was freezing cold last night.

Dün gece dondurucu soğuk vardı.

I remember it was freezing cold that day.

O gün dondurucu bir soğuk olduğunu hatırlıyorum.

It's freezing cold.

Dondurucu soğuk var.

Click to see more example sentences
cold üşümüş

She's very old and very cold.

O çok yaşlı ve çok üşümüş.

Beth and Joseph are cold and wet, but they'll be back here shortly.

Beth ve Joseph üşümüş ve ıslanmışlar. Ama az sonra burada olurlar.

Baedal must be very cold

Baedal çok üşümüş olmalı.

Click to see more example sentences
cold sıkıcı

Something sad and cold and boring?

Üzücü, soğuk ve sıkıcı bir şeyi mi?

I've often taken a cold shower.

Ben de sık sık soğuk duş alırım.

That sounds cold and dull.

Kulağa soğuk ve sıkıcı geliyor.

Click to see more example sentences
cold bayat

Very corny, like some Cold War film.

Eski bir soğuk savaş filmi gibi bayat.

Cold and droopy!

Soğuk ve bayat!

You' re a cold-practised, method-actress of a liar.

Sen küçük bayat hileleri olan, basit metotlu bir yalancısın!

cold uzak

It's too far and cold.

Çok uzak ve soğuk.

Get away from me, you cold-blooded bastard, just get away!

Uzak dur benden, seni soğukkanlı pislik, uzak dur!

But he's only got a Vespa and it's too cold to ride this far.

Ama sadece Vespa'sı var ve bu kadar uzağa sürmesi için çok soğuk.

cold sakin

A cold beer, A slow song, A good friend.

Soğuk bir biraz, sakin bir müzik, iyi bir dost.

Very controlled, calm, cold-blooded.

Çok kontrollü, sakin. Soğuk kanlı.

Peg, a bathroom should be cold, white, soothing.

Peg, bir tuvalet soğuk, beyaz, sakinleştirici olmalı.

cold üşüme

Don't tire yourself, the cold'sjust an effect ofthe anaesthetic.

Kendini yorma, üşüme hissi anestetiğin bir etkisi sadece.

Roo's getting cold.

Roo üşümeye başladı.

cold baygın

Yeah. He's out cold.

Evet, O da baygın.