English-Turkish translations for color:

renksiz, renk · renkli · boyamak, boya · yüz rengi · ten rengi · ten · gerçek yüz · bayrak · cilt rengi · ton · görünüş · other translations

color renksiz, renk

I mean, we're family, but I don't even know what your favorite color is.

Demek istediğim, biz bir aileyiz ve ben en sevdiğin rengi bile bilmiyorum.

Wonderful color, isn't it?

Harika bir renk, değil mi?

Very good color.

Çok iyi renk.

Click to see more example sentences
color renkli

Because i'm a woman of color.

Çünkü ben renkli bir kadınım.

It only makes you that much more colorful, you know, Larry?

Bu seni sadece biraz daha renkli gösterir, biliyorsun değil mi, Larry?

Color. It's more fun.

Renkli, bu daha eğlenceli.

Click to see more example sentences
color boyamak, boya

No, no it's only the color.

Hayır, hayır bu sadece boya.

Name, birth date, height, weight, hair color.

İsim, doğum tarihi, boy, kilo, saç rengi.

Go color something, you little brat.

Git bir şeyler boya, seni yumurcak.

Click to see more example sentences
color yüz rengi

That's why the sea and sky have changed colors.

Deniz ve gökyüzü bu yüzden renk değiştirdi.

Your face has changed color.

Senin de yüzünün rengi değişti.

So I bought This waterproof cherry color.

Bu yüzden o vişne rengini aldım.

Click to see more example sentences
color ten rengi

Leaning to one side, acting crazy, no height, no skin color.

Bir yana eğilme, deli gibi davranma, boy yok, ten rengi yok.

Skin tone, hair color, eye pigmentation.

Ten rengi, saç rengi, göz pigmentasyonu.

If you're using flesh-colored paint, you better paint a portrait.

Ten rengi boya kullanıyorsan, portre yapman daha iyi.

Click to see more example sentences
color ten

Leaning to one side, acting crazy, no height, no skin color.

Bir yana eğilme, deli gibi davranma, boy yok, ten rengi yok.

Skin tone, hair color, eye pigmentation.

Ten rengi, saç rengi, göz pigmentasyonu.

If you're using flesh-colored paint, you better paint a portrait.

Ten rengi boya kullanıyorsan, portre yapman daha iyi.

Click to see more example sentences
color gerçek yüz

I've seen your true colors, Finn Hudson.

Senin gerçek yüzünü gördüm, Finn Hudson.

You don't know his true colors.

Sen onun gerçek yüzünü bilmiyorsun.

See, Batman has shown Gotham your true colors, unfortunately.

Batman, Gotham'a ne yazık ki gerçek yüzünüzü gösterdi.

color bayrak

Just follow the colored flags.

Sadece renkli bayrakları takip edin.

Yellow was never a pirate's color.

Sarı asla korsan bayrağı değil.

MAN: Royal flags and colors.

Soylu bayrakları ve renkleri.

color cilt rengi

A job, a place, a family, the right skin color.

Bir iş, kalacak bir yer, aile, doğru cilt rengi.

Marcus' ability is an integral part of him, as is the color of a person's skin or you being left-handed.

Marcus'un yeteneği onun tamamlayıcı bir parçası, bir insanın cildinin rengi gibi ya da senin solak olman gibi.

The color is so fresh and gorgeous, The misty atrophic lips And this pale skin, wetness but putrefied

Renk çok taze ve harika, bulanık, atrofik dudaklar ve bu solgun cilt, nemli fakat yıpranmış

color ton

That calendar artist with his dun-colored tones and sentimental insipidities.

O takvim ressamı sıkıcı renk tonları ve duygusal sönüklükleriyle.

Similar coloring, same hair.

Benzer tonda, aynı saç tipi.

color görünüş

Rosa's appearance has worsened, skin color and weight.

Rosa'nın görünüşü, deri rengi ve kilosu kötüleşmiş.

The principles of gourmandism are: color, smell, taste, conception and appearance.

Gurmelerin ilkeleri şunlardır: Renk, koku, tat, fikir ve görünüş.