English-Turkish translations for come:

gelmek · olmak · dönmek · geri gelmek · varmak · girmek · görünmek · geçmek · yaklaşmak · bitmek · başlamak · düşmek · karşılaşmak · akla gelmek · uğramak · yerinden çıkmak · aklını başına toplamak · ayrılmak · ödemek · doğru çıkmak · teslim olmak · ulaşmak · gerçekleşmek · other translations

come gelmek

Okay, now you come here.

Tamam şimdi buraya gel.

Please come here and help us!

Lütfen buraya gel ve bize yardım et!

Have you come for her?

Onun için mi geldin?

Click to see more example sentences
come olmak

But you know what? This is gonna be a great new year because you're coming home really soon.

Ama bu yıl var ya harika bi yıl olacak... .çünkü çok yakında eve geliyorsun

Come on, tell him who his father really is!

Hadi, ona gerçek babasının kim olduğunu söyle.

I know what's coming, but you go on.

Ne olduğunu biliyorum ama sen devam et.

Click to see more example sentences
come dönmek

Now be a good girl and come back home.

Şimdi iyi bir kız ol ve eve geri dön.

So why would she come back to us?

O yüzden neden bize geri dönsün ki?

Be a good girl, eat well, and come back nice and happy.

Uslu bir kız ol, iyi beslen Ve iyi ve mutlu olarak geri dön.

Click to see more example sentences
come geri gelmek

Please, please come back.

Lütfen, lütfen geri gel.

I think she's come back.

Bence kız geri geldi.

And he doesn't come back.

Ve bir daha geri gelmiyor.

Click to see more example sentences
come varmak

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

I need you. Come on.

Sana ihtiyacım var, hadi.

She is the same as you, she needs you, that's why she keeps coming back.

O da senin gibi, sana ihtiyacı var, bu yüzden gelmeye devam ediyor.

Click to see more example sentences
come girmek

All right, come on. Come on, just come in.

Tamam, hadi gel, hadi gir içeri hemen.

Come on, go inside.

Gel hadi, içeri gir.

Come on in, honey.

Hadi içeri gir, canım.

Click to see more example sentences
come görünmek

Thank you very much for coming all this way to see me.

Beni görmek için bu kadar yol geldiğiniz için çok teşekkür ederim.

Come on boy, everything looks fine.

Hadi evlat, her şey yolunda görünüyor.

Okay, well, maybe he just wanted to come see me.

Peki tamam, belki de sadece beni görmek için gelmiştir.

Click to see more example sentences
come geçmek

Baby, come on, it's too late for that.

Bebek hadi ama bunun için artık çok geç.

Yeah, he come in late last night.

Evet, dün gece geç saatlerde geldi.

Come on, it's already late.

Gel bakalım, zaten geç kaldın.

Click to see more example sentences
come yaklaşmak

I heard there's a big birthday party coming up.

Büyük bir doğum günü partisi yaklaşıyor diye duydum.

Come close a time or two.

Bir ya da iki kez yaklaşmıştı.

Something terrible is coming.

Korkunç bir şey yaklaşıyor.

Click to see more example sentences
come bitmek

It's all over now, come on.

Her şey bitti artık, hadi.

Oh, come on, George. It's over.

Hadi ama George, her şey bitti artık.

Finish it in five minutes and come out.

Beş dakika içinde işini bitir ve çık.

Click to see more example sentences
come başlamak

Come on, back it up, find a place to start and do it again.

Hadi, geri al, başlayacak bir yer bul ve bir daha söyle

And all these people just started coming.

Ve tüm bu insanlar buraya... .gelmeye başladı.

But the baby started coming too early.

Ama bu bebek çok erken gelmeye başlıyordu.

Click to see more example sentences
come düşmek

Come on, just think of something.

Haydi ama, sadece Bir şeyler düşün.

Come on, think!

Hadi, düşün!

Come on. Big picture, guys.

Hadi ama büyük düşünün çocuklar.

Click to see more example sentences
come karşılaşmak

And to be honest with you, your face is exactly as I remember it. Come on, Mom.

Ve, size karşı dürüst olmak Yüzünü Ben hatırlıyorum tam olarak olduğunu., Anne hadi.

Please, come on, be straight with me.

Lütfen, hadi ama bana karşı dürüst ol.

Well then come out and face me.

O zaman gel ve karşıma çık.

Click to see more example sentences
come akla gelmek

Something comes into my head, and I don't know what.

Aklım bir şey geliyor ve, ne olduğunu bilmiyorum.

If anything comes to mind, please call me.

Aklınıza bir şey gelirse eğer, lütfen beni arayın.

No, nothing comes to mind.

Hayır, aklıma bir şey gelmiyor.

Click to see more example sentences
come uğramak

You know what, I'm gonna come back later.

Biliyor musun, ben daha sonra tekrar uğrarım.

Yes, I'll call tonight or come by.

Evet, bu gece ararım, ya da uğrarım.

I'll come by later, all right?

Daha sonra uğrarım tamam mı?

Click to see more example sentences
come yerinden çıkmak

Now, come upstairs for dinner.

Yemek yemek için yukarı çık.

Hey, come out and eat!

Hey, çık yemeğini ye!

Come out and eat meat!

Dışarı çık ve etini ye!

Click to see more example sentences
come aklını başına toplamak

Come to your senses that woman is my wife nor your sister!

Aklını başına topla o kadın ne benim karım ne de senin kardeşin!

Come to your senses and marry me.

Aklını başına topla ve evlen benimle.

Please come to your senses!

Lütfen aklını başına topla!

Click to see more example sentences
come ayrılmak

So come and take your time And dance with me

Öyleyse gel ve zaman ayır. Ve benimle dans et.

'Breaking things comes easily to me.

Bir şeylerden ayrılmak bana kolay geliyor.

This whole damn ship's coming apart.

Tüm bu lanet gemi birbirinden ayrılıyor.

Click to see more example sentences
come ödemek

I've come to pay for it.

Ben onu ödemek için geldim.

Come, pay now!

Gel, şimdi öde.

Come on Nori. pay up!

Haydi Nori. Öde borcunu!

Click to see more example sentences
come doğru çıkmak

Come out now and tell me it's not true!

Çık şimdi dışarı da bana doğru olmadığını söyle!

It's always right. Come.

Her zaman doğru çıkar!

Your preditions never come true.

Tahminlerin hiç doğru çıkmadı.

come teslim olmak

Come out and surrender!

Buraya gel ve teslim ol!

Come on, man, we surrender.

Haydi dostum, teslim oluyoruz.

Come out to surrender

Çık ve teslim ol.

come ulaşmak

They'd be arriving and they'd come nearer and they'd see, 'Ah.

Onlar ulaşıyor olurlar ve daha da yaklaşırlar. Ve görürler.

So here it is, coming at you, LoTek style.

Yani bu size elbette Lotek tarzıyla ulaşıyor.

come gerçekleşmek

Do fairy tales come true. Dad?

Peri masalları gerçekleşir mi, baba?

Dramatic moments come in two varieties

Dramatik anlar iki biçimde gerçekleşir.