English-Turkish translations for commit:

etmek · işlemek · yapmak · suç işlemek · söz vermek · adamak · tamamlamak · other translations

commit etmek

A young child has committed suicide because this company refused to sell them a drink.

Genç bir çocuk intihar etti. Çünkü bu şirket ona bir içecek satmayı reddetti.

She committed suicide three months later.

Üç ay sonra da intihara teşebbüs etmiş.

Blind men have committed suicide before.

Kör adam daha önce intihar etti.

Click to see more example sentences
commit işlemek

You gotta admit, this is a genius place to commit a murder.

Kabul etmelisin ki, Cinayet işlemek için dahice bir yer burası.

Because I committed this murder.

Çünkü bu cinayeti ben işledim.

I have committed a sin.

Ben bir günah işledim.

Click to see more example sentences
commit yapmak

If there's anything that That makes me a good person, it's my commitment to this program.

Beni bu kadar iyi yapan bir şey varsa da bu programa olan bağlılığım.

This man has committed treason.

Bu adam vatan hainliği yaptı.

Of course, these two men, and Omodaka too, did not officially commit harakiri.

Tabii ki bu iki adam ve Omodaka da resmi olarak harakiri yapmadılar.

Click to see more example sentences
commit suç işlemek

You see, Shawn, my life's goal has always been to commit the perfect crime.

Görüyorsun, Shawn her zaman hayatımın amacı mükemmel bir suç işlemek olmuştur.

It says, "I wanna commit a crime

Diyor ki, "Bir suç işlemek istiyorum

Have I committed a crime?

Ben bir suç mu işledim?

Click to see more example sentences
commit söz vermek

Because, once I've made a commitment then even I can't stop myself.

Çünkü, ben bir kez söz verince o zaman ben bile kendimi durduramam.

Well you made a commitment Sammy to this bank, to this job

Sen de bu bankaya bir söz verdin Sammy, bu işe

I have some commitments as a woman.

Bir kadın olarak verilmiş sözlerim var.

Click to see more example sentences
commit adamak

It's about being there, being committed, all day, every day, forever.

Orada olmak, kendini adamak. Tüm gün, her gün, sonsuza dek.

But he was also a lawyer, committed to justice.

Ama aynı zamanda kendini adalete adamış bir avukattı da.

This guy was really committed.

Bu adam gerçekten kendini adamış.

Click to see more example sentences
commit tamamlamak

Zach, Zach, Zach, look, I appreciate your commitment to this production, okay?

Zach, Zach, Zach, bak, bu projeye bağlılığını anlıyorum, tamam mı?

Bruce, my father didn't commit suicide, okay?

Bruce, babam intihar etmedi, tamam mı?

Look, guys, I'm committed to Mercedes, okay?

Bakın çocuklar, kendimi Mercedes'e adadım. Tamam mı?

Click to see more example sentences