English-Turkish translations for common:

ortak · yaygın · sıradan · genel · bilinen · halk · adi · basit · kaba · bayağı · alelâde · park · tam · other translations

common ortak

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

Looks like we finally have something in common.

Görünüşe göre sonunda ortak bir yönümüz var.

And a common enemy: us.

Ve ortak bir düşman:

Click to see more example sentences
common yaygın

I'm sorry to say that you're really a very common type, darling.

Bunu söylediğim için üzgünüm hayatım, gerçekten çok yaygın bir tipin var.

It was a big place. But it wasn't the common practice.

Orası büyük bir yerdi, ama yaygın bir uygulama değildi.

It is a very common thing!

Oralarda çok yaygın bir şey.

Click to see more example sentences
common sıradan

No, this is not a common criminal.

Hayır, bu sıradan bir suçlu değil.

That is just a common gray wolf.

Bu sadece sıradan bir gri kurt.

A common street girl!

Sıradan bir sokak kızı!

Click to see more example sentences
common genel

That's a common reaction, Jim, and let me tell you what it is.

Bu genel bir tepki Jim ve sana neden olduğunu söyleyeyim.

No, uh this is, uh, very common.

Hayır, bu oldukça genel bir şey.

But for us, that's common behavior. Mm-hmm.

Ama bizim için bu genel bir davranış.

Click to see more example sentences
common bilinen

It's a common monster problem.

Bu bilinen bir yaratık problemi.

It's a very common tale.

Bu çok bilinen bir hikaye.

Hey, Phil, what's the most common French expression?

Hey, Phil! En bilinen Fransız deyimi neydi?

Click to see more example sentences
common halk

The common people pray for rain, health and a summer that never ends.

Halk yağmur için dua eder, sağlık ve bitmeyecek yaz için.

A crowd has a common purpose.

Halkın ortak bir amacı vardır.

Well, unlike you commoners, I have a law degree.

Peki, halk aksine, ben bir hukuk diploması var.

Click to see more example sentences
common adi

Like a common criminal Like a wounded animal

Adi bir suçlu, yaralı bir hayvan gibi

So the great Sherlock Holmes becomes a common thief.

Demek mükemmel Sherlock Holmes adi bir hırsız oldu.

Now, who you calling common

Sen şimdi kime adi diyorsun.

Click to see more example sentences
common basit

Even a common, ordinary brick wants to be something more than it is.

Basit ve sıradan bir tuğla bile olduğundan iyi bir şey olmak ister.

I'm only a common, ignorant girl.

Ben sadece basit, cahil bir kızım.

A common cold could be as lethal as cholera or the black plague.

Basit bir soğuk algınlığı bile kolera, ya da veba kadar ölümcül olabilir.

Click to see more example sentences
common kaba

He's boring, dull, common and a snob.

Sıkıcı, kalın kafalı, kaba ve bir züppe.

Sales representative" sounds so common.

Satış temsilcisi" kulağa kaba geliyor.

Coarse and common, are you, Pip?

Kaba ve sıradan dedin Pip?

Click to see more example sentences
common bayağı

Well, maybe everybody's not a common thief like you.

Belki de herkes senin gibi bayağı bir hırsız değildir.

Pretty common, actually.

Bayağı yaygın aslında.

It's very common there.

Orada bayağı bir yaygın.

common alelâde

But tonight, you a common slave.

Ama bu gece alelâde bir kölesin.

A common horse thief?

Alelâde bir at hırsızı.

common park

Rachel, you and this park have one thing in common.

Rachel, senin ve bu parkın bir ortak noktası var.

Ninepin down on the donkeys' common

Dokuz kuka oynar gibi parkta.

common tam

What exactly do we have in common?

Tam olarak ortak noktamız ne ki?

First, a warning: the common room is a total pigsty.

İIk başta, bir uyarı: Ortak kullanılan salon tam bir domuz ahırı.