complaining

Claire Gibson called the police complaining that a man was looking at her through her bedroom window.

Claire Gibson polis şikayet denilen bir adam onu yatak odası penceresinden ile onu bakıyordu.

I've managed the house since Mrs. De Winter's death, and Mr. De Winter has never complained.

Bayan de Winter'ın ölümünden beri evi idare ediyorum ve Bay de Winter hiç şikâyetçi olmadı.

Not that I'm complaining, you know, but why'd you need me to do that?

şikayet ediyor değilim, bilirsin, ama neden bunu yapmak için bana ihtiyacın var?

Why is it that you're always complaining about everything?

Sen de neden her zaman her şeyden şikayet ediyorsun?

We survived a nuclear holocaust, Mr Gaeta, and the people complain about the weather.

Nükleer bir faciadan sağ çıktık, Bay Gaeta. Ve insanlar havadan şikayetçi.

No seat belt, complaining of neck, shoulder, chest and abdominal pain.

Emniyet kemeri yok, boyun, omuz, göğüs ve karın ağrısı.

Not that I'm complaining, but where exactly are you taking me?

Şikayetçi değilim ama beni tam olarak nereye götürüyorsun?

And I shouldn't even complain about it, because nothing happened.

Bunun için şikayet bile etmemeliyim çünkü hiçbir şey olmadı.

I ain't complaining, but that was too easy.

Şikayet ettiğimden değil, ama bu çok kolay oldu.

This is for Tom, because he didn't complain.

Bu Tom için, çünkü o şikayet etmedi.