English-Turkish translations for completely:

tamamen · tam olarak · kesinlikle · tümden, tüm, tümüyle · bütün bütün, bütün, bütünüyle · iyice · eksiksiz · düpedüz · other translations

completely tamamen

I'm gonna ask you something and I want you To be completely honest with me.

Sana bir şey sormak istiyorum ve bana karşı tamamen dürüst olmanı istiyorum.

Have you completely lost your mind?

Sen tamamen aklını kaçırdın?

I-I wasn't completely honest with you yesterday.

Dün sana karşı tamamen dürüst değildim.

Click to see more example sentences
completely tam olarak

Why, this is a complete surprise to me.

Bu benim için tam bir sürpriz oldu.

Mary Kelly thinks you are a complete idiot.

Mary Kelly senin tam bir salak olduğunu düşünüyor.

This comes as a complete surprise to you.

Bu size tam bir sürpriz olarak gelir.

Click to see more example sentences
completely kesinlikle

Oh, no, no, that's completely not true.

Hayır, hayır. Bu kesinlikle doğru değil.

I am completely and totally over him. Done.

O benim için tamamen ve kesinlikle bitmiştir.

Much more effective and completely unavailable without a doctor's prescription.

Çok daha etkili ve kesinlikle bir doktorun reçetesi olmadan alınması imkansız.

Click to see more example sentences
completely tümden, tüm, tümüyle

Not with the body I have and this is the only one I've got and it's completely wrong.

Sorun sadece vücudum değil ve bu sahip olduğum tek şey ve bu tamamen yanlış. Tamamen, tümüyle yanlış

I think it's completely true.

Bence bu tümüyle doğru.

Completely my fault.

Tümüyle benim hatam.

Click to see more example sentences
completely bütün bütün, bütün, bütünüyle

Seriously, I think all of your friends seem completely awesome and nice and fun, so relax.

Gerçekten, bence bütün arkadaşların tamamen harika, iyi ve eğlenceli gözüküyorlar, bu yüzden sakin ol.

It all started five years ago when I discovered this complete T. Rex in Montana.

Her şey beş yıl önce Montana'da bu bütün T. rex'i bulmamla başladı.

Every muscle part must be completely perfect.

Her kas parçası bütünüyle mükemmel olmalı.

Click to see more example sentences
completely iyice

Seriously, I think all of your friends seem completely awesome and nice and fun, so relax.

Gerçekten, bence bütün arkadaşların tamamen harika, iyi ve eğlenceli gözüküyorlar, bu yüzden sakin ol.

Oh, hey, I'm sorry. I completely understand.

Oh, özür dilerim, sizi çok iyi anlıyorum.

But I understand you completely.

Ama seni çok iyi anlıyorum.

Click to see more example sentences
completely eksiksiz

A new and complete relationship, that's impossible for you.

Evet. Yeni ve eksiksiz bir ilişki, bu senin için olanaksız.

But I have lived completely once.

Fakat ben bir zamanlar eksiksiz yaşadım.

This entire autopilot system is completely obsolete.

Bu otomatik pilot sistemi tamamen eksiksiz durumda.

Click to see more example sentences
completely düpedüz

Oh, this is utterly, completely

Oh, bu düpedüz, tamamıyla

Mm. So completely and utterly brazen.

Yani tamamen ve düpedüz yüzsüzsün.

Niles Crane was completely misunderstood.

Niles Crane düpedüz yanlış anlaşılmıştı.